FAUNA ENTERTAINMENT CEO’SU EMRE AKSOY RÖPORTAJI

Emre Aksoy kimdir?

1993 yılında Fransa’da doğdum. Eğitim hayatım Fransa’da Satış Teknikleri ve Pazarlama okuyarak başladı. Ardından İngiltere’de pazarlama eğitimimi tamamladıktan sonra Amerika’da Medya ve Eğlence Şirketleri Yönetimi üzerine eğitim aldım. İş hayatım Batı Afrika’da başladı. 2014’te ise Türkiye’ye, vatanıma dönüş yaptım.

Fauna’nın kuruluş hikayesinden biraz bahseder misiniz?

Fauna hikayesinin başlangıcı Afrika’daki serüvenime uzanıyor. Bölgede görev yaptığım dönemde, Ghana’da bir köyü ziyarete gittim. Sokaklarda dolaşan, oynayan onlarca çocuk, yanımda da tabletim vardı. Yanıma gelen çocuklara tabletten çizgi film izletmek geldi aklıma ve hemen açıp izlettim. Yüzlerindeki şaşkınlık, mutluluk görülmeye değerdi. İlk defa çizgi film izlemişlerdi. O anda, çocuklara yönelik dişe dokunur bir şeyler yapmam, kariyerimi de bu rotaya yönlendirmem gerektiği fikri uyandı bende. Aklımda her an “bir şeyler yapmam gerek” düşüncesi dönüp dururken şu anki ortağım Ömer Fener ile bir araya geldik ve birlikte Fauna Entertainment’ı kurduk. Fauna ilk olarak prodüksiyon şirketi olarak başladı. Türkiye’nin ilk dijital çizgi filmi Kukuli ile başladık serüvene. Daha sonra TRT Çocuk’la devam eden yolculuğumuz yurt dışına uzandı… Böylece Fauna bir eğlence şirketine dönüşmüş oldu. Eğlenceden kastımız, içinde prodüksiyon, dağıtım, lisanslama ve oyun birimlerini barındırıyor oluşumuz. Yani Fauna 360 derece bir marka yönetimi yapıyor demektir bu. Kukuli’nin hızla tanınması ve sevilmesinden sonra piyasaya sunduğumuz oyun ve oyuncakları ile çocukların ve ailelerinin hayatına direkt temas etmiş olduk.

Fauna’nın ürettiği lokal ve global ölçekli projeler nasıl gelişti?

Kukuli’den önce ortağım Ömer Fener, uzun yıllar reklam prodüksiyonu yapmıştı. Fakat reklamda, markayı süreli kampanyalarla bir noktaya getirip sonrasında durursunuz. Bazen aylarca yeni bir reklam, kampanya yapmazsınız. Üzerine her zaman bir şeyler koymak, katmak mümkün olmuyor. Burada da kendi markamızı yaratma ihtiyacımız doğdu. Baktık, kendi heybemizde neler var, güçlerimizi birleştirsek neler olur diye düşünerek çocuklar için Kukuli projesini başlattık. Pedagojik altyapısı olan şarkılarla ortaya çıkmak istedik. “Dişlerimizi fırçalarım” da Youtube’taki ilk şarkımız ve videomuz oldu. Çok büyük geri dönüş aldık. Bir anda anneler çocuklarının videoyu izlerkenki görüntülerini bize göndermeye başladılar. Bu kadar yoğun beğeni aldığını görünce ikinci videoyu hazırlamaya koyulduk. Sonra üçüncü, dördüncü derken Kukuli bir star oldu.

Kukuli’nin arkadaşları da var; Tinky, Minky ve DütDüt. Bu karakterlerin kendine has bir dünyası var. O dünyayı keşfedebilmemiz, çocukların pedagojik olarak doğru yönlendirilmesi için Türkiye ve dünyadan okumalar yapmamız gerekti. Bu süreçte fark ettik ki bu yolculuk bizi değiştiriyor ve dönüştürüyor. Kendi bilincimizle bu yolculuğumu bir noktaya kadar getirebiliyorduk ancak. Devamı içinse denkleme yeni tecrübeler eklememiz gerekti ve yollarımız senarist yönetmenimiz Volkan Yaveroğlu ile kesişti. Sektördeki deneyimi ile kendisinin aramıza katılmasıyla birlikte yeni şarkılar, yeni videolar çıktı ortaya. Ekibimizi Kukuli sacayağı üzerinden genişlettik. Kukuli önce TRT’de yayınlandı,sonrasında dünyaya açıldı. Milyonlarca izleyicisi, takipçisi oldu.  Kukuli’deki knowhow’ımızla başka neler yapabiliriz diye düşünüp taşınırken yine Youtube üzerinden yayınladığımız PaperPoo projesini çıkarttık ortaya. Paperpoo, yaptığı işten memnun olmayan bir tuvalet kağıdının günlük serüvenlerini anlatıyor bize. Paperpoo’nun hedef kitlesi daha çok 12 yaş ve üzeri.

Çocuk segmentinde ise gündemimizde Briko projesi var. Kukuli macerasında aklımıza gelen bir projeydi Briko. Modern dünyadaki çocukların, şehirden ve dijital dünyadan uzaklaşması hedefiyle yola çıktık. Kendi çocukluğumuzda olduğu gibi, bugünün çocuklarına basit, gündelik objelerle oynamayı, onlara oyun kurmayı öğretsek, ilham olabilsek ne güzel olur diye düşünerek Briko karakterini yarattık. Briko ilk Türk-Hint-İspanyol ortak projesi. Briko’nun yayınlanması yaz sonunu bulacak. O dönemde bu projeyi detaylarıyla konuşabileceğiz.

Fikir aşamasından uygulama sürecine geçiş ise şöyle oluyor; fikir kreatif ekipten ticari ekibe geliyor. Sonrasında oturup hepimiz üzerine düşünüyor, fikri geliştiriyoruz. Yurt dışında hangi ülkelerde ses getirebilir, daha sonra fizibilitesini çalışıyoruz. Fikirde bir eksik veya potansiyel bir sorun varsa ticari ekip bunu saptıyor ve kreatif ekibe geri bildirimde bulunarak yeniden gözden geçirilmesini istiyor. Yani özetle projelerimiz kreatif ve ticari ekip olarak iki bacaklı gelişiyor. Bu süreçte proje, kreatif, dijital ve ürün bazında süzgeçten geçiyor ve izleyiciyle buluşuyor.

Global ölçekli projelerimizin gelişmesi ise yurt dışında katıldığımız fuarlarla oldu. Belli başlı birkaç çok önemli fuar var katılabildiğimiz. Bu fuarlara katılım sağladıkça iyi bir network ediniyorsunuz. Zamanla edindiğiniz tanıdıklarla da iyi proje fikirlerini bir araya getirdiğinizde güzel ve fark yaratan ortaklıklar kurabiliyorsunuz.

Stüdyonun gelecek planlarında neler var?

Macera Türkiye’de başladı. Ancak biz başından beri kendimizi Türkiye ile sınırlamadık. Amerika’da bir şirket kurduk. Bu şirket vasıtasıyla Türkiye ile Amerika arasında kendimize köprü oluşturduk. Ticaret eğer lokal yapılıyorsa, özellikle animasyon gibi bir sektörde, çok geleceği olmayan bir şey. Dünyaya açılma potansiyeli en yüksek olan sektörlerden biridir animasyon. Dünyada iyi yapım animasyonların hemen hemen hiçbiri kendi sınırları içinde kalmamıştır. TheSimpsons gibi, Dora The Explorer, TheSponge Bob gibi yıllar süren çok başarılı projeler vardır ki günümüzde hala izlenir, popülerliğini yitirmemiştir. Önümüzde böyle örnekler varken, biz de sınırlarımızı genişlettik ve Briko projesi ortaya çıktı.

Kukuli’nin Türkiye’de piyasaya sürülen 100’e yakın ürünü var. Bir sonraki stratejimiz, Kukuli ürünlerini, çizgi filmin satışını yaptığımız yaklaşık 20 ülkeye de taşıyabilmek, o ülkelerin çocuklarına da ulaşmak olacak. Bu ürünler vasıtasıyla heyecanı yüksek tutmak istiyoruz. Kukuli uzun soluklu bir proje. Adımları atmakta acele etmiyoruz ya da yavaş yavaş acele ediyoruz diyebilirim.

PaperPoo ise tamamen dijital üzerinden ilerleyen ve büyüme potansiyeli çok büyük olan bir proje. Paperpoo ve arkadaşlarının derin analizlerini yapıyoruz, senaryolarda devamlı revizeler yapıyoruz ve bazen 2 ay beklettiğimiz bir animasyonu bir anda teslim ettiğimiz oluyor. Yani epey ince eliyoruz. Böylece daha geniş bir hedef kitleye ulaşıyoruz.

Prodüksiyonun dışında ise dijitale yöneldiğimiz bir iş dalımız var, bu da bizim dağıtım bacağımız. Cumburloptv diye bir platform kurduk. Şu anda sadece Youtube’ta yayınlanıyor ancak gelecek planımızda SVOD ve AVOD Platformu kurmayı hedefliyoruz. Burada da dışarıdan aldığımız Peter Pan, Arı Maya, Heidi gibi projelerin yayınını yapıyoruz. Birkaç ayda 100bin aboneyi geçtik. Aynı projeyi MENA bölgesinde de hayata geçirmek istiyoruz ve bu yönde adımlar attık.

Animasyon sektöründe inanılmaz bir potansiyel var ve sektörün iyi oyuncularından biri olarak mutfağımızdan, atölyemizden yeni ve ses getiren projeler gelmeye devam edecek.

Uzun metraj animasyon film yapma planınız var mı?

Kukuli’nin uzun metraj bir sinema filmi projesi var gündemimizde. Senaryosu ve şarkıları hazır. Doğru partnerle bir araya gelip, filmi hazırlamayı planlıyoruz. Çok heyecanlıyız çünkü sinema bambaşka bir alan. Bizim için de bir ilk olacak.

Takip edilen ülke sinemaları ve stüdyolar var mı?

Pixar ve Disney çok beğendimiz stüdyolar. Özellikle Pixar, kreatif tarafta çok örnek aldığımız bir marka. Hem teknik anlamda hem de storytelling anlamında sektöründe öncü olduklarını düşünüyoruz.

Disney’i ise daha çok ticari anlamda örnek alıyoruz diyebilirim. Marka stratejisini ürünle birlikte pazarlama alanında Disney sektör lideri bizim gözümüzde. 360 derece marka yönetimini uzun yıllar başarıyla yürüten bir marka.

Bunların dışında Eone (Entertainment One)’ı çok beğenerek takip ediyorum. Yenilikçi ve küresel hikayelerinin dışında pazarlama ve yayılma stratejileri de örnek alınası.

http://www.fauna.ist/