murattahan

Cesur(Brave) imaj mi Hikaye mi?

Yazan: Nefise Abalı

“Cesur” (Brave): İmaj mı, Hikâye mi?

“Cesur” çok sevildi ve 2013 yılının En İyi Animasyonu Oscar’ını da aldı. Açıkçası Oscar’ı “Cesur”un alması içime sinmedi. Çünkü 2013 yılı için aday gösterilen diğer üç filmin “Cesur”dan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri “ParaNorman”. “Korsanlar” (The Pirates! Band of Misfits) ve Oyunbozan Ralph” (Wreck-It Ralph) de onun peşinden geliyor. Ki aday olamayan “Efsane Beşli” (Rise of the Guardians) ve “Hotel Transylvania” da bu yılın iyi filmlerinden birkaçı.
Peki “Cesur” iyi bir film değil miydi? Elbette, yılın iyi filmleri arasında onu da sayardım mutlaka. Ama en iyisi olmadığının altını çizerdim. Filmler genel olarak iki açıdan değerlendiriliyor. Biri görsellik, diğeri hikâye… Ancak söz konusu animasyon olunca kullanılan tekniklere, animasyon kalitesine ve konsept tasarımlara, dolayısıyla görselliğe daha çok önem veriliyor. Örneğin, stop-motion tekniğiyle çekilen “ParaNorman” filmi, sırf bu işin zorluğu açısından bile takdiri hak edebiliyor.
“Cesur”u görsel açıdan ele alacak olursam Walt Disney ve Pixar animasyon stüdyolarının animasyon anlayışını yansıttığını söyleyebilirim. Bilindiği üzere “Cesur”, Disney ve Pixar’ın birleştikten sonra yaptıkları ilk prenses masalı. Disney’in prensesler serisine eklemlenen prenses Merida karakteri, Pixar’ın üç boyutlu animasyondaki başarısıyla birleştiğinde ortaya güzel bir animasyon çıkıyor. Ancak şunu da söylemek gerekir ki Pixar’ın ve Disney’in daha önce yaptığı başarılı animasyonlarının [Wall-e, Oyuncak Hikâyesi (Toy Story), The Lion King (Aslan Kral)] yanında “Cesur”, biraz sönük kalıyor.
“Cesur”un başkahramanın kadın olması Pixar için Tangled’tan sonra önemli bir adım. Tabii Tangled’taki ve Disney’in prensesler serisindeki çıtkırıldımlıkla birleşen güzellik Merida’da yok, ama hikâyenin sonunda o da diğer prenseslerden pek de farklı olmadığını kanıtlıyor. Öyle ki sürekli başkaldıran ve prenses imajına bürünmek istemeyen Merida, sonunda uysal bir kız olup annesinin kıymetini anlıyor.
Bilindiği üzere Merida karakterinin görselleri, film daha gösterime girmeden izleyiciyle paylaşılmıştı. Ok atan Merida, dağınık ve kızıl saçları dolayısıyla savaşçı bir imaj çiziyordu. Ancak filmin tamamı izlendiğinde bu imajdan eser kalmadığı anlaşılıyor. Filmin ana konusu anne ve kızın arasındaki çatışma gibi görünse de filmin sonunda dış sesin söylediği “Kader içimizdedir, onu değiştirmek elimizde” sözleri bunun tersini göstermektedir. Bu noktada Cesur’un hikâyesinin sağlam bir temele oturtulmadığını söylemek mümkün. Film hangi Merida’nın hikâyesini anlatıyor? Annesine başkaldıran, kaderini değiştirmek isteyen özgür Merida’nın mı, yoksa annesine başkaldırdığı için pişman olan ve ağlayan Merida’nın mı?
“Cesur” filminin belki de en önemli noktalarından biri olayları kadın bakış açısıyla ele almaya çalışması. Kraliçe Elinor, kızını toplumsal cinsiyet rollerine uygun bir şekilde yetiştirmeye çalışırken Merida bu rolleri reddetmektedir. Babası her ne kadar egemen düzeni temsil ediyor görünse de bu sadece fiziki olarak öyledir. Asıl kocasını ve krallığı yöneten Kraliçe Elinor’dur. Yani aslında anne de erkek egemenliği altındaki geleneksel kadın imajından oldukça farklıdır. Burada şu soruyu sormak mümkün. Peki geleneksel olmayan bu anne, neden kızını toplumsal cinsiyet rollerine uyması için zorlar? Sanırım burada kadınlık duygusundan çok, annelik duygusu ön planda. Filmin sonuna gelindiğinde ise anne, artık Merida’nın bir kadın olduğunu kabulleniyor görünüyor. Feminist açıdan değerlendirildiğinde bu durum olumlu olarak yorumlanabilir. Ancak Merida, filmin sonunda annesine kavuşmanın verdiği mutlulukla evine dönüyor. Çünkü özgür Merida’nın gidebileceği başka hiçbir yer yok.
Birçok eleştirmenin dediği gibi “Cesur”, cesur ve özgürlüğüne düşkün bir kadının hikâyesini anlatarak feminist söyleme katkıda bulunmuyor. Aksine “annenin sözünü dinle, dinlemezsen işte başına bunlar gelir” mesajını ileterek aile kavramını, anneliğin önemini, söz dinleyen kızların belaya bulaşmayıp mutlu olacağını vurguluyor. Ki bunu yaparken kurguda ipin ucunu kaçırıyor. Önce Merida’nın farklı bir kadın oluşu, özgürlüğüne düşkünlüğü ve âsiliği vurgulanıp izleyicide Merida’nın kahraman olacağı ya da her şeyi bırakıp gideceğiyle ilgili bir beklenti oluşturuluyor. Ama filmin sonlarına doğru hikâyenin ekseni kayıyor ve Merida kendinden beklenmeyecek bir zavallılığın içine düşüyor. “Gördünüz mü, sen o kadar ben özgürüm, istediğimi yaparım de, bak başına ne geldi?” der gibi sahneler yaşanıyor. Bence kurgunun bu şekilde kaymasının gözden kaçırılmaması gerekirdi.
Bu eleştirilerimi okuduktan sonra, bir de bu gözle filmi izlemenizi istiyorum. Bir filmin sadece görsellikten ibaret olmadığı, hikâye kurgusunun bir filmin iskeleti olduğu unutulmamalı. Karakterin imajı, diğer prenseslerden farklı da olsa… “İmaj hiçbir şey, hikâye her şey”!

En iyi yerli kısalar ve Oscar adayı animasyonlar Sinepark’ta

En iyi yerli kısalar ve Oscar adayı animasyonlar Sinepark’ta

gösterim takvimi ve detayları: http://sinepark.files.wordpress.com/2013/11/7-sinepark-gosterim-programi1.pdf

Sinepark 2-6 Aralık’ta Galatasaray Üniversitesi, Fransız Kültür Merkezi, İstanbul Modern ve Beyoğlu Sineması’nda

Galatasaray Üniversitesi Medya Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin bu yıl 7’nci kez düzenlediği “tür” sinemasına yönelik kısa film festivali Sinepark, 2-6 Aralık’ta Galatasaray Üniversitesi, Fransız Kültür Merkezi, İstanbul Modern ve Beyoğlu Sineması’nda izleyiciyle buluşacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile 2-6 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek Sinepark, bu yıl festival mekânları arasına İstanbul Modern’in yanı sıra Fransız Kültür Merkezi ve Beyoğlu Sineması’nı da ekledi. 35’i finalist 50 kısa filmin yanı sıra “tür” sineması odaklı konferans, çalıştay, panel ve özel gösterimler de 7’nci Sinepark’ın etkinlikleri arasında yer alacak.

ÇEVRE DOSTU FESTİVAL
Bu yıl ilk kez online başvuru alan Sinepark böylelikle geri dönüşümü zor ve sınırlı DVDlerden, kargo poşetlerinden tasarruf etmiş, kargo taşınması esnasında atmosfere salınacak yaklaşık 120 ton karbondioksitin de önüne geçmiş oldu. Sinepark’a bu yıl 216 film başvurdu.

OSCAR ADAYLARI SİNEPARK’TA
Sinepark’ın 2013 süprizi ise Oscar adayı kısa animasyonlar. Oscar özel seansı 6 Aralık Cuma günü saat 13.00’te Shorts TV işbirliği ile Galatasaray Üniversitesi Aydın Doğan Salonu’nda gerçekleştirilecek.

Sinepark’ın bu yılki ön değerlendirme jürisi; yönetmen Belmin Söylemez, sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan, yapımcı Nida Karabol Akdeniz, oyuncu Tülin Özen ve görüntü yönetmeni Deniz Eyüpoğlu Aydın tarafından değerlendirilecek 28 finalisti belirledi. Finalistlerin 9’u dram türündeki filmlerin yer aldığı “Alabora” kategorisinde, 7’si korku, aksiyon, fantastik ve bilimkurgu türündeki kurmacalara açık “Korku Tüneli”nde, 5’i belgeselleri ağırlayan “Çarpışan Aramalar”da, 4’ü komedilerin mekânı “Komikaze”de ve son 3’ü de deneysel kısalara kapılarını açan “Labirent” kategorisinde yarışacak. Liselerarası yarışma bölümü “Atlıkarınca”nın 7 finalisti arasından kazananı her yıl olduğu gibi Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon-Sinema dördüncü sınıf öğrencileri seçecek. Finalistler arasında yer almayan 15 filmlik bir seçki de iki özel seansla izleyiciye ulaşacak.

CAN KILCIOĞLU’NUN ‘KARNAVAL’I
Bu yıl, Alabora’ya başvuran 88 kısaya karşılık yalnızca 12 Komikaze başvurusu alan Sinepark bu konuda sözü ilk uzun metrajı “Karnaval” ile dram, melodram ve komedinin sınırlarında gezinen Can Kılcıoğlu’na bırakacak. “Yoldaki Kedi” isimli kısa filmi 2008’de “Sinepark’ın En İyi Filmi” seçilen Can Kılcıoğlu ile söyleşi, 5 Aralık’ta “Karnaval” özel gösterimini takiben İstanbul Modern’de yapılacak.

Yine 6 Aralık’ta Beyoğlu Sineması’nda yapılacak ödül töreninde ise kategori birincileri ana sponsor tarafından ödüllendirilecek. Türkiye’den ilk ve tek festival ortağı olarak Sinepark’ı seçen Shorts TV de belirleyeceği bir filmin uluslararası dağıtımını üstlenecek.

Bu yıl, Alabora’ya başvuran 88 kısaya karşılık yalnızca 12 Komikaze başvurusu alan Sinepark bu konuda sözü ilk uzun metrajı “Karnaval” ile dram, melodram ve komedinin sınırlarında gezinen Can Kılcıoğlu’na bırakacak. “Yoldaki Kedi” isimli kısa filmi 2008’de “Sinepark’ın En İyi Filmi” seçilen Can Kılcıoğlu ile söyleşi, 5 Aralık’ta “Karnaval” özel gösterimini takiben İstanbul Modern’de yapılacak.

Sinepark’ın 2013 süprizi ise Oscar adayı kısa animasyonlar. Oscar özel seansı 6 Aralık Cuma günü saat 13.00’te Shorts TV işbirliği ile Galatasaray Üniversitesi Aydın Doğan Salonu’nda gerçekleştirilecek. Yine 6 Aralık’ta Beyoğlu Sineması’nda yapılacak ödül töreninde ise kategori birincileri ana sponsor Grundig tarafından ödüllendirilecek. Türkiye’den ilk ve tek festival ortağı olarak Sinepark’ı seçen Shorts TV de belirleyeceği bir filmin uluslararası dağıtımını üstlenecek.

Uncategorized içinde yayınlandı
7. Sinepark’ın Finalistleri ve “Aklımızda Kalanlar”
22 Kasım 2013 tarihinde yayımlandı by sinepark kısa tür filmi festivali
Bu yıl ilk defa online başvuru kabul eden Sinepark’ın ön değerlendirme jürisi, katılım koşullarını yerine getiren 216 kısa film arasından Belmin Söylemez, Tülin Özen, Cüneyt Cebenoyan, Nida Karabol Akdeniz ve Deniz Eyüpoğlu Aydın tarafından değerlendirilecek 28 finalisti belirledi. Bu 28 kısanın 9’u dram türüne giren kısa filmleri ağırlayan “Alabora” kategorisinde, 7’si sadece korku, aksiyon, fantastik ve bilimkurgu türündeki kurmaca kısalara açık “Korku Tüneli”nde, 5’i kısa belgesellerin karşı karşıya geldiği “Çarpışan Aramalar”da, 4’ü komedilerin mekânı “Komikaze”de ve son 3’ü de geçen seneden beri deneysel kısalara kapılarını açan “Labirent” kategorisinde yarışacak.

Liselerarası yarışma bölümü “Atlıkarınca”nın 7 finalisti arasından kazananı ise her yıl olduğu gibi Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon-Sinema alanı dördüncü sınıf öğrencileri seçecek.

Finalistler arasında yer almayan fakat ön değerlendirme jürisinin aklında yer edinen 15 kısa film de “Aklımızda Kalanlar-Kurmaca” ve “Aklımızda Kalanlar-Belgesel” adları altında iki özel seansla izleyiciye ulaşacak.

2-6 Aralık tarihleri arasında ikinci kez T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile gerçekleştirilecek ve festival mekânları arasına İstanbul Modern’in yanı sıra Beyoğlu Sineması’nı da ekleyen 7. Sinepark’ın detaylı gösterim programı ve süprizleri çok yakında bu sayfalarda…

Tornistan – Ayce Kartal

Tornistan / Backward Run

Gezi Parkı olaylarından sonra sadece elle çizerek (yönetmenin dediğine göre herhangi bir video üzerinden çizim yapılmamış) yapılan yukarıdaki başarılı animasyon film ulusal ve uluslararası medya ve festivallere sunulmak üzere 18 gün içerisinde yönetmen Ayce Kartal tarafından hazırlanmış ve 20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Animasyon Kategorisi 2013 En iyi Animasyon Ödülü, 50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Kısa Film Kategorisi, 2013 Jüri Özel Ödülü ve 25. Uluslararası İstanbul Kısa Film Festivali, 2013 En İyi Animasyon Ödülü’nü kazanmış. Yönetmenin eline sağlık diyorum. Çok başarılı bir iş çıkarmış.

Ayce Kartal kimdir?

2000 yılında Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Canlandırma Sanatları (Animasyon) Bölümü’nden dereceyle mezun olmuştur. 2000 yılında akademik kariyerine aynı bölümde başlayan sanatçı, 2006 yılında NSW Time Based Art, Contemporary Film and Digital Arts Bölümünde Doktora ön hazırlık programını tamamlamıştır. Kartal 2000 yılından bu yana ulusal ve uluslararası çapta birçok başarıya imza atmış, Türkiye Animasyon Sinemasının, yurtdışında kazandığı ilk uluslararası birinciliği ülkesine getirmiştir. Halen animasyon film yönetmeni olarak çalışma ve akademik eğitim hayatına devam etmektedir.

This originally hand drawn (No video replication) animated short film directed by Ayce Kartal, was urgently completed in 18 days (after the Gezi Park protests which was happened in Turkey between May-June 2013) for the national and the international media and for the film festivals. This film is dedicated to all those: people who were exposed to disproportionate police force, people who have been wounded, people who lost their eyes because of wrong usage of gas bombs and who have been killed. Awards: Best Animated Film Award at 20th. International Adana Golden Boll Film Festival, Mediterranean Short Film Competition, Jury Special Award 50th.International Antalya Golden Orange Film Festival, Short Film Category, Best Animated Short Film Award 25th. International Istanbul Short Film Festival. Very nice work! Congrats Ayce! – See more at: http://elmaaltshift.com/2013/11/27/tornistan-backward-run/#sthash.yULWzJbL.dpuf

Despicable Me 2 – Kamera Arkasi

Despicable Me 2 – Kamera Arkasi

Despicable Me 2 is a 2013 American 3D computer-animated adventure comedy film and the sequel to the 2010 animated film Despicable Me. Produced by Illumination Entertainment and distributed by Universal Pictures, both films are directed by Pierre Coffin and Chris Renaud, and written by Cinco Paul and Ken Daurio. Steve Carell, Russell Brand, and Miranda Cosgrove reprises their roles. Kristen Wiig, who played Miss Hattie in the first film, voices agent Lucy Wilde.

http://www.animation-boss.com/Despicable_Me_2_130613.html

Blik

Blik

Blik from Polder Animation on Vimeo.

Blik
A BOY, NEW TO THE NEIGHBORHOOD, FALLS FOR THE OLDER GIRL NEXT DOOR IS THIS WONDERFULLY EXPRESSIVE DUTCH STUDENT ANIMATION.
A supremely lovely student animation, I posted this to the ol’ Twitter and Facebook yesterday, but it needs to be on the site too. We’re familiar with films sans dialogue, but Blik‘s characters are without faces too! Even then, this story of a boy, new to the neighborhood and who falls for the older girl next door, manages to be one of the most wonderfully expressive short animations to come around in a while.

A lot of the attention will go to the 3-D modeling and coloring, which is life-like, yet unnaturally vibrant. Light in the film is used in complicated ways to create lovely shadows too—I’d be curious to know if the team shot reference video. Yet as lovely as such design details are, I’m drawn back to the character animation which expresses the emotion of the film very subtly, not giving in to cartoonish antics.

Bastiaan Schravendeel directs a team from the Utrecht School of the Arts in the Netherlands, and together they are creating work under the label of Polder Animation. Polder is off to a great start, having played Annecy with this film, as well as having their next film already completed. A brief 2min33 short, it debuts August 3rd in Dutch theaters as a precursor to screenings of The Smurfs. Hopefully Polder Animation’s new fans from around the world will get a chance to see it as well.

ROSA

ROSA

ROSA from Jesús Orellana on Vimeo.

Rosa
ABSOLUTELY STUNNING. IS IT FROM SQUARE? PRODUCTION I.G? NO, THE MOST PERFECT REALIZATION OF THE ANIME-STYLE IN 3D COMES FROM A SINGLE YOUNG ANIMATOR OUT OF SPAIN.
The geek-event of year has arrived. It turns out not be a Hollywood blockbuster, the debut Game of Thrones on TV or some long-awaited comic or novel. Instead it’s a short film! Indeed I’m seizing the authority to crown such a thing, and giving it to ROSA. And before you can object about my arbitrary power-grab, watch the film. In about 10 minutes I think you’ll agree with me—this animation from Jesús Orellana is the most nerd-tastically awesome thing that can be imagined.

ROSA IS AN EPIC SCI-FI SHORT FILM THAT TAKES PLACE IN A POST-APOCALYPTIC WORLD WHERE ALL NATURAL LIFE HAS DISAPPEARED. FROM THE DESTRUCTION AWAKES ROSA, A CYBORG DEPLOYED FROM THE KERNEL PROJECT, MANKIND’S LAST ATTEMPT TO RESTORE THE EARTH’S ECOSYSTEM. ROSA WILL SOON LEARN THAT SHE IS NOT THE ONLY ENTITY THAT HAS AWAKENED AND MUST FIGHT FOR HER SURVIVAL.

I’ve communicated with Jesús before and despite his explanations, its hard to understand how this film exists. A comic artist in his native Spain, he began work on the film in 2009, and completed it over the course of a year. That’s a prodigious work rate, especially for what amounts to his debut film.

Completing a work of this scope is astonishing enough, what really sets ROSA apart and boggles the mind however is the thoroughness of its quality. We’re used to specialization, a multiplicity of roles and skills that complex productions like ROSA seemingly demand. Again, if you slap Ghost in the Shell director, Mamoru Oshii’s name onto the end of this film, with the entirety of Production I.G’s resources behind him, I wouldn’t bat an eye. But here Jesús is responsible for all: the incredibly lush and detailed backgrounds, the phenomenal character and set design, plus things that seemingly require a different skill set entirely, like the fight choreography—it’s really good! I watch a ton of kung-fu and came away impressed, it might be the best animated fight-choregoraphy I’ve seen aside from Kung-Fu Panda. This film simply displays a mastery of tastes high and low, movement and composition, vision AND execution

This is a precocious talent we have on our hands, and ROSA is his coming-out party. I caught its world debut on the festival scene before people really knew what they had on their hands, but by the time the film played opening night at Stiges Festival early last month, the ROSA-love was in full bloom (hey, a pun!). What had been a simple festival entrant among many is now a buzz item in Hollywood, Jesús has remarked that he is a little overwhelmed at this point by the sheer volume of attention he’s getting from the film industry, and a feature-version of the film is now in development.

So do you want to miss the next 9? Of course not. Watch. Enjoy. Now.

For The Remainder

For The Remainder

For The Remainder from Omer Ben David on Vimeo.

For the Remainder
THE LONELY WORLD OF A CAT IS TOLD THROUGH A MINIMALIST WORLD CONSTRUCTED FROM 3D BRUSHSTROKES IN THIS GRADUATION FILM FROM THE BEZALEL ACADEMY OF ART & DESIGN.
Yes, this is a cat video—but not the cute kind you find on YouTube. For the Remainder is another graduation film from the ever-impressive Bezalel Academy of Art & Design. In the film, we follow a faceless cat as it lives out a lonely day in the trappings of a quiet house.

The ending is quite telling (without giving too much away) because, as little as I know about cats, I know they must detest the rain. It’s a reminder that bravery isn’t something that most of us will earn on a battlefield, but rather in the quiet moments of our inner emotions.

It’s a minimalist film with no dialogue and only sparse moments of music and sound. But most striking is the visual execution—a fully realized 3D world defined by just a few brush strokes. The main character is rendered without a face, so we’re left to paint in our own. Where we humans rely mostly on facial expressions to read emotions, many animals communicate to each other through body movement. So in a way, the minimalist rendering allows us to watch the story unfold from the perspective of another animal as we read the cat’s emotions through it’s posture and breathing.

Doomed: a biological cartoon!

Doomed: a biological cartoon! from El Señor Studio on Vimeo.

Doomed: a biological cartoon!
A SET OF STRANGE CREATURES WHOSE INSTINCTS, RATHER THAN FOCUS ON SURVIVAL, SEEM TO DOOM THEM TO AN ABSURD AND COMIC EXTINCTION.
Mixing surreal comedy with a distinct visual style, Doomed: a biological cartoon! by Spanish production company El Señor Studio is a quirky short that introduces us to some of the oddest creatures animation has ever created. Whilst the documentaries that this short so wittily mocks may focus on the majesty and wonder of mother nature, Doomed seems more intent on getting its laughs from tragic, unfortunate creatures that seem destined for an absurd and comic extinction

“Inverted hedgehogs, Coral Parrots, strange songbirds and Cube fish are just some examples of the incredible and unknown fauna that I invite you to discover with me, in this fascinating new documentary series” – Taking us on this magical journey through the wondrous world of Doomed is the increasingly frustrated ‘narrator’, a one-time documentary star whose career seems to have dwindle in recent years. Becoming increasingly frustrated throughout the films 10 minute duration, the dulcet, unimpressed tones and serious nature of the narration combines playfully with the films jovial aesthetic, creating a few laugh-out loud moments along the way.

Written and directed by the studios creative director & founder Guillermo Garcia Carsi, this is a short that manages to showcase an originality in both narrative and technique, that has seen the film collect awards at film festivals in France, Spain and India since its release. With a videogame currently in production, we’ll hopefully discover the unfortunate creatures of Doomed back on our screens in no time at all…..if not I hope to discover a deep-fried Cube fish on my plate in the not too distant future instead.

~

Shave it

Shave it

Shave it from 3DAR on Vimeo.

THE ARGENTINIAN HOUSE 3DAR PUTS TOGETHER AN ASTOUNDING PASSION PROJECT. FACED WITH THE DESTRUCTION OF HIS HABITAT FROM ENCROACHING DEVELOPMENT, A MONKEY DECIDES TO CHANGE THE SYSTEM FROM THE INSIDE.
We generally don’t ascribe higher-level thinking to our animal brothers and sisters, but the monkey who is the star of Shaved It, knows something that many humans don’t—in the face of overwhelming strategic disadvantage don’t rail against your foe uselessly, change your strategy.

For our monkey protagonist, that means putting on a suit and taking an entry level job in the city. But he’s not selling out, don’t worry. Despite the luxury accoutrements: the watches, the boats, the women, Monkey is an idealist, and he’s playing a long game…

Shaved It is the first 3D narrative short I’ve seen from 3DAR, a commercial animation/effects studio in Brazil Argentina. Perusing their website, they’ve done work for some big brands in their native country, and I’m guessing that after the phenomenal internet success of this film, which debuted last month, they will not be suffering for business. It is incredibly polished, with superb style. Impossibly colorful, it displays a showman’s sense of reveal, with tons of z-axis sweeps and assertive virtual camera moves. It is the freshest 3D piece I’ve encountered in a while, and at a hyperkinetic 4 minutes, it doesn’t ask much of you either.