Jean-François – 2009
Başarılı bir yüzücünün çocukluk özlemleri.
Yönetmenler: Bruno Mangyoku ve Tom Haugomat
Jean-François – 2009
Başarılı bir yüzücünün çocukluk özlemleri.
Yönetmenler: Bruno Mangyoku ve Tom Haugomat
Bir annenin, garip davranışlar sergileyen bebeği ile mücadelesi..
Yönetmen: Natalie Bettelheim
Animatör: Sharon Michaeli
Ses & Müzik: Yoav Brill
filmin blog’undan filmden 3 shot line test’i de izleyebilirsiniz.
Howl, Jerusalem’de bulunan “Bezalel Academy of Art and Design” dan mezun, Natalie ve Sharon’ın mezuniyet filmidir.
http://projecthowl.blogspot.com/
RAGU
Soğuk kış günleri devam ederken yiyecek bulmak her zamankinden daha zordu.
Yapım Ekibi: Alon Askaorv, Moran Lachman
E.T.A.
Marvin, kainatın en sıkıcı işini yapıyordur fakat her şey göründüğü gibi değildir.
Yönetmen: Henrik Bjerregaard Clausen
Yeni bir arkadaşla buluşmaya giderken otobüsten yanlış durakta inen kızın bilmediği karanlık sokaklarla yaşadığı mücadele. Fakat gerçek tehlike sokaklarda değildir.
Yönetmen: Sara Pocock
not: kapanış jeneriğinden sonra film devam ediyor.
KISA FİLMİN SUÇU NE?
Ülkemizde ne yazık ki, uzun yıllardan beri uğraş verilmesine karşın, kısa film yapısal varlığını gerçek anlamda oluşturamadı. Zaten bu sorumluluğu salt gönüllü girişimlerle ayakta tutabilmek olası değil. Kısa film, alt yapı, üretim ve dağıtım açısından, kendi başına bir sektör olarak ciddiye alınmadığı sürece bu başıboşluğun sürgit devam edeceğini söylemek hiç de zor değil.
Bir ülkede, kısa filmin gerçek anlamda var olabilmesi için bazı koşulların mutlaka yerine getirilmesi gerekiyor. Bunun en başında özerk bir “ Ulusal Sinema Merkezi “nin varlığı geliyor. Bu kurum içinde, kısa film bölümüne kapsamlı bir yer ayrılmalı. En az üç-dört katlı bir binaya, on beş kişi kadar sürekli çalışan bir kadroya, bilgisayar donanımlarına, arşive, film izleme odalarına, web sayfasına sahip olmalı. Giderler devlet bütçesinden sağlanmalı. Dünyadaki örneklere baktığımızda kısa filmin kendi başına bir sektör olmasının atar damarını bu alt yapının oluşturduğunu görüyoruz. Fransa’da “ Unifrance “, Yunanistan’da “ Greek Film Centre “, Macaristan’da “ Hungary Film Unio “, Meksika’da “ Instituto Mexicano de Cinematografia “ yada İran’da “ Iranian Young Cinema Society “ örneklerinde olduğu gibi.
Bir ülkede genç sinemacıların film üretimine katkı veren başka bir unsur ise nitelikli sinema okullarıdır. Bu yüksek okulların, bir fakültenin bölümü olarak değil, yetenek sınavı ile öğrenci alan ayrı birer eğitim merkezleri olarak çalışması gerekiyor. Daha ilk yıldan başlayarak, yönetmen asistanlığı, ses, kurgu, senaryo, oyunculuk ve sanat yönetimi gibi bölümlere ayrılması, uygulama ağırlıklı bir program izlemesi öneriliyor. Profesyonel düzeyde teknik alt yapıya sahip olması ve bu altyapıdan öğrencilerin yararlandırılması da önemli diğer bir koşul. Dünyadaki örneklere bakıldığında, Danimarka’da “ The National Film School of Denmark “, İngiltere’de “ London Film Scool “, Polonya’da “ Polizsh National Film-TV& Theatre School “, İsveç’te “ Swedish Film Institute “, İsrail’de “ Camera Obscura School of Art “ gibi okullarının bu özellikleri taşıdıkları, buradaki genç yönetmenlerin 16mm ve 35mm formatında çok nitelikli yapıtlar ürettikleri biliniyor.
Diğer önemli bir nokta, kısa film yönetmenlerine, proje aşamasından başlayarak, filmin gösterim aşamasına kadar ciddi parasal destekler sağlamak. Bu genellikle ülkelerin kültür bakanlıkları ve ulusal televizyon kanalları tarafından gerçekleştiriliyor. Ayrıca yurt dışında, kısa filmleri finanse eden ticari yapım şirketleri var. Örneğin Avusturya’da “ Sixpackfilm “, Belçika’da “ La Boite Production “, Fransa’da “ Premium Films “ gibi.
Günümüz koşullarında, nitelikli bir kısa film için gerekli olan bütçe 40.000 euro civarında. Türkiye’de bugüne dek ne kültür bakanlığının, ne televizyon kanallarının, ne de yapım şirketlerinin bu boyutta bir kısa film desteklediği duyulmadı. Bürokraside ağırlığını hissettiren ticari sinemacıların yanında, kısa filmciler hep arka planlara itildiler. Birkaç çok düşük, önemsiz destekle geçiştirildiler. Samimi ve önemli bir yaklaşım olan “ TRT Genç Sinemacılar Programı “nı ve birkaç yıl sürdükten sonra kaldırılan “ CİNE-5 Kısa film Yarışması “ nı ayrı tutarsak, genç yönetmenler, özellikle yeni açılan ve bütçesi sınırlı olan TV kanallarının, yayınlayacak bedava film aradıklarında akla gelen birer kimlik olarak varlıklarını sürdürmeye çalıştılar.
Kısa Film Festivalleri ve toplu gösteriler de, bu alanın önemli arenalarıdır. Oysa bizler, sinema yapmak isteyen ve bu serüvene kısa filmle başlayan gençlerin, festival kapsamlarında sürekli olarak önemsiz insan davranışı gördükleri, konuk ağırlamada en geri plana itildikleri, verilen ödül miktarları ve ödül törenlerindeki yerleri ile küçümsendikleri, jüri üyelerindeki isimlerin adet yerini bulsun kabilinde seçildiği bir ülkede yaşıyoruz. Örneğin bu günlerde gündemde olan “ Antalya Altın Portakal Film Festivali “, en iyi kurmaca ulusal uzun metraj filme 60 milyar lira parasal ödül vereceğini açıklarken, en iyi kurmaca uluslararası kısa filme 1,5 milyar lirayı yeterli görebiliyor. İlginç bir ayrıntı da şu; bu ödül ancak aylar sonra ödeniyor, üstelik ödül törenine katılmak için gereken gidiş dönüş giderlerini de ödül alan kişi karşılıyor. Ürgüp Belediye Başkanlığı ise, yaklaşık bir yıl önce sonuçlandırdığı “ Kısa Film Senaryosu” ödüllerini, üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına karşın, parası olmadığı gerekçesi ile ödemeyi ret ediyor. Bu örnekleri çoğaltmak çok da zor değil. Bütün bu davranışların kaynağında, kısa film yönetmenlerine ve yapıtlarına verilen değerin göstergeleri yatıyor.
Eğer ülkemizde, beklendiği ölçüde nitelikli kısa filmler üretilemiyorsa bunun başlıca nedeni yukarda çok kısaca değinmeye çalıştığım örgütlenme, üretim ve dağıtım koşullarının yerine getirilememiş olmasıdır. Kimse suçu gençlerimizde aramasın, kimse onları beceriksiz, yeteneksiz ve yaratıcılık yoksunu olarak tanımlamaya kalkmasın. Yıllardır çok yakından izlemeye çalıştığım bu genç insanların tüm bu zorlulara karşın hala heyecanla çalıştıklarını, bir gün bir şeylerin düzeleceği umudunu yitirmediklerini görüyorum. Parklarda, sokaklarda, meydanlarda ellerindeki küçücük amatör video kameralarla dolaştıklarını, videokaset alabilmek için bile aralarında para toplamak zorunda kaldıklarını, çekim yerlerine çoğu kez yürüyerek gittiklerini, teknik sorunlarını çözebilmek için çalmadık kapı bırakmadıklarını ve daha birçok şeyi iyi biliyorum. Ve bir gün uluslararası düzeyde, değer oldukları yeri alacaklarına da yürekten inanıyorum. Yeter ki hiç zaman yitirmeden, bu insanlarımızın benliklerinde taşıdıkları enerji ve sinema tutkusuna, yanıt verebilecek olgunlukta bir toplum olmayı başarabilelim.
Hilmi Etikan
( Bu yazı Milliyet Sanat Dergisi Eylül 2003- Sayı 534 de yayınlanmıştır.)
KISA FİLM DE NE OLA Kİ?..
Süreyya Ahıskalıoğlu
Filmler uzunluklarına göre kısa, orta ve uzun diye sınıflandırılmıştır. Bu da – 35 mm. film esas alınarak – şöyle sıralanabilir: 1000 metreye kadar olanlara, yani süresi 36 dakika 33 saniyeyi aşmayanlara kısa metrajlı film denir.(1) Orta metrajlı film ise bir yaklaşıma göre 1000 m. ilâ 1600 m. (58 dk. 27 sn.), başka bir yaklaşıma göre 1000 m. ilâ 2000 m. (73 dk. 6 sn.) arasında olur. Bu ölçüleri de aşanlara uzun metrajlı film adı verilir. (2)
Standart ölçülerin böyle olmasına karşın orta metraj kavramı neredeyse unutulmuş, diğerleri de metraj sözcüğü atılarak kısa film ve uzun film diye anılır olmuştur. Üstelik kısa film kavramı üzerine epeyce laf edilmiş, uzun ile kısa film karşılaştırılarak tartışılmıştır. Acaba bu iki kavramın boyutu uzunlukların sınırlandırılmasıyla bitmiyor mu?
Bu sorunun yanıtını bulmak için öncelikle sinemanın ne olduğunu anlamamız gerekiyor.
HAREKETLİ RESİMLER
Sinema için yapılan en öz tanım şu: Devinim! En basit şekilde ifade edecek olursak, ardarda gelen karelerin ya da resimlerin devinim olarak algılanması üzerine kurulu(3) ; bu nedenle de sinemadan hareketli resimler diye de söz edilir.
Peki, bu görüntülerin mutlaka fotografik görüntü olması şart mı? Hayır; örneğin Emile Reyneaud’nun 1892 yılında icat ettiği Optik Tiyatro bir şerit üzerine elle çizilmiş görüntüleri kullanıyordu. Her ne kadar bu aygıt da sinemanın bulunuşuna giden yolda önemli bir mihenk taşını oluştursa da, sinemanın başlangıcı olarak Louis Lumière’in bulduğu Sinematograf (Cinématographe) ile 28 Aralık 1895 günü yaptığı gösteri kabûl edilmektedir. (4)
Oysa – ağırlıklı olarak 19.yy.’da olmak üzere – hareketli resimleri yaratmak için epey aygıt icat edilmişti.(5)
Bu konuya ilişkin olarak yapılan çalışmalar o kadar zengindir ki, Sinema Arkeolojisi adı verilen bir disiplinin oluşmasına neden olmuştur. Kimi çizimleri kimi de fotografik kayıtları kullanan bu aygıtların en büyük handikapları oldukça kısa süreli gösterimlere olanak tanımalarıydı. Sinematograf’ın en büyük avantajı gösterim süresi konusundaki sınırlamayı izleyenleri rahatsız etmeyecek bir düzeye getirmiş olmasıydı.
SİNEMANIN ÜÇ ANA TÜRÜ
Artık sinema doğmuştu. O güne değin pek çok Batı dilinde aynen telâffuz edilmesine karşın sıkça kullanılmayan ve ince tabaka anlamına gelen bir sözcük, çok farklı bir anlam kazanmıştı: Film. Bununla beraber “film çekmek”, “film yapmak” gibi fiiller de tüm dillere yerleşmeye başlamıştı (6).
Ama bu noktada belirtilmesi gereken bir şey var. Sinema filmleri derken aslında üç olgudan – belki de üç ayrı sanat dalından – söz ediyoruz: Belgesel, anlatı (kurmaca) ve animasyon (canlandırma). Belgesel ve anlatı ana türlerini teknik anlamda Canlı Devinim Sineması (Live Action Film) başlığı altında topluyoruz. Canlı Devinim Sineması bir hareketin, yani canlı bir devinimin kamera aracılığıyla düzenli aralıklarla saniyede 24 kere fotoğraflanması sonucu oluşuyor(7). Üçüncü ana tür olan animasyon ise aslında devinimsiz olan bir şeyin (ya da nesnenin) birbirini izleyen konumlarının ardarda gösterilmesi ile meydana geliyor(8). Kısacası Canlı Devinim Sineması varolan bir hareketi yeniden üretirken, animasyon ise devinimsizlikten hareket üretiyor. Bu açıdan bakıldığında – arı ve öz anlamıyla – sinema diye adlandırdığımız sanat, animasyondur.
Bununla beraber bazı çevrelerce deneysel sinemadan da diğer bir ana tür olarak söz edilmektedir. Fakat böylesi bir sinemasal olgunun ortaya çıkması ve gelişmesindeki etkenlere bakacak olursak; deneysel sinemanın, animasyon ve anlatı ana türlerindeki yenilikçi yaklaşımlarla birlikte protest bir bakış açısının sonucunda meydana geldiğini görürüz(9).
Yukarıda çok kısaca açıklamaya çalıştığım üzere sinema, hareketli resimlerle varlık buluyor ve üç ana türü var. Bu sinemasal kavramların oluşturduğu platform üzerinde kısa film nerede duruyor öyleyse? Bu sorunun yanıtı sinemanın tarihî gelişiminde ve toplumsal işlevinde yatıyor.
ANİMASYON SİNEMASINDA KISA FİLM
Öncelikle animasyon sinemasını ele alalım… Animasyonun ne olduğunu en açık anlatan söz – bana göre sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden birisi olan – Norman McLaren’a ait: “Animasyon taslakları devinim içerisine yerleştirmenin değil, tasarlanmış devinimin sanatıdır.”
Aslında Sinema Arkeolojisi’nin alanına giren çalışmalardan önemli bir kısmının animasyonun temelini attığı açıktır. Fakat animasyon filminin yapımı çok zahmetli olduğundan, bu alanda ortaya çıkan ürünlerin çoğu uzunluk olarak kısa film kapsamına girmektedir. Bazen bireysel gayretlerle, bazen bir kurumun himayesinde, bazen de – bir kısmı reklâm filmi olmak üzere – tecimsel amaçlarla üretilen bu kısa animasyon filmlerinin yanı sıra bu alanda uzun filmlerin de üretildiği olmuştur; bu filmler çoğunlukla tecimsel sinemalarda gösterilmek üzere ve yine çoğuncası çocuklara yönelik olarak yapılmıştır.
Fakat şunu da belirtmek gerekir ki; sinema tarihi boyunca ortaya çıkan ürünlerinin çoğu kısa film olsa da, animasyon sineması, kısa film tartışmalarının odağından uzaktır.
BELGESEL SİNEMADA KISA FİLM
Belgesel konusunda – şu ana değin duyduğum – en iyi sözü usta sinemacı Lindsay Anderson söylemiştir: “Belgesele ilişkin tartışmalara olumsuzluk getiren şeylerden birisi de, sanıyorum, son yıllarda belgeselin bilgiyle, hâttâ öğretiyle özdeşleştirilmesidir. Belki de bu, onun işlevselliğini ortadan kaldıran bir sözcük; çünkü, sanırım, belgesel artık çok açık bir belirliliğe sahip değil.” Ansiklopedilerin hareketli görüntü şeklinde arz-ı endâm ettikleri televizyon belgesellerini izledikçe ustaya hak vermemek olanaksız! Bu noktada televizyonlarda belgesel diye gösterilenler içerisinde belgesel film olarak kabûl edilebilecek olanların, belgesel sinemanın yalnızca bir türüne ait örnekler olduğunu da belirtmeliyim.
Ayrı bir tartışma yaratabilecek bu konuyu bir yana bırakıp konumuza dönelim… Belgesel sinema tarihinde çok sayıda uzun filme rastlanıyorsa da, kısa filmlerin önemli bir yere sahip olduklarını görürüz. Çoğuncası kişisel çabalar ve kurumsal desteklerle yürütülen belgesel sinemacılık, tecimsel kaygıları ağır basan yapımcıların soğuk baktığı bir alan olagelmiştir; ama yine de ticarî sinemalarda gösterime sunulmuş uzun metrajlı belgesel filmler de mevcuttur.
Bununla beraber belgesel sinemanın da kısa film polemiklerinin içerisinde yer aldığı söylenemez.
ANLATI SİNEMASI KISA FİLMLE BAŞLADI
Sinema denince çoğunlukla akla gelen anlatı ana türüdür; çünkü tecimsel sinema salonlarındaki gösterimlerin neredeyse tamamı, televizyonlarda sunulan sinema filmlerinin çok büyük çoğunluğu anlatı sineması örnekleridir; hâttâ film festivallerinin ağırlıklı kısmında yine bu ana türe ait çalışmalar yer alır. Kısacası başımızı çevirdiğimiz hemen hemen her yerde sinema adına görülen anlatı filmleridir, diyebiliriz.
Peki anlatı sineması neden bu denli başat bir konuma sahip? Anlatı sinemasının öykü anlatma üzerine oluştuğunu düşünürsek – sinemanın kendi cazibesini tartışmanın dışında bırakarak – öykü anlatma ve dinlemenin insan için önemli bir işleve sahip olduğu çıkarımında bulunabiliriz. Sanırım, Dwight Swain’in öykü tanımı bu konuda bazı ipuçları barındırıyor: “Öykü bazı hayalî kişilerin yaşamla nasıl başa çıktıklarının kaydıdır.”
Kısa film olgusunu anlatı sineması bağlamında değerlendirebilmek için filmi geri saralım ve yeniden Sinematograf’ın bulunuşuna dönelim… Lumière kardeşler sinemacılıktan iyi bir gelir sağlayacaklarını anlayınca dünyanın dört bir yanına kameramanlarını yollayarak ilginç mekânların görüntülerini çektirip izleyicilere sunuyorlardı. O sırada Georges Méliès sinemanın büyüsüne kapılıp kurduğu stüdyoda filmlerini çekmeye başlamıştı. Anlatı sinemasının ilk önemli yönetmeni olarak görülen Méliès; bir rivayete göre 400, bir rivayete göre de 700 film yapmıştı; ama bunların hepsi birkaç dakikayı geçmeyen çalışmalardı; en önemli filmi sayılan 1902 yapımı “Aya Seyahât” (La Voiyage dans la Lune) yaklaşık 12 dakika sürüyordu.
Sinemanın icadından kısa süre sonra ABD’ye de sıçrayan sinema, orada da geniş bir ilgiyle karşılanıyordu; sayısı hızla artan sinema salonlarına bir isim bile verilmişti: Nickeldeon. Bu salonların ihtiyaç duyduğu filmler de yoğun bir şekilde çekiliyordu. Bu filmlerden biri olan Edwin Porter’ın 1903 yapımı “Büyük Tren Soygunu” (Great train Robbery) olağanüstü bir gişe hasılatına ulaşıyordu; Amerikan sinemasının ilk önemli filmlerinden sayılan bu yapıt yaklaşık 7 dakikaydı.
O zamanlar Amerikan sinemasının merkezi New York’tu; film yapımından sağlanan gelir birilerinin iştahını kabartmış olmalıydı ki, işe mafya karıştı ve film setleri basılmaya başlandı. Bunun üzerine film yapımcıları New York’tan kaçıp kimsenin rahatsız edemeyeceği ıssız bir bölgeye, Hoolywood’a gittiler. Ardından stüdyolar kurulup bu işe daha çok para yatırılmaya başlandı. Bunun yanı sıra film dağıtımının da iyi gelir getirdiğini fark eden Amerikalılar, bu işe de el atmakta gecikmediler.
Öte yandan Avrupa’da, özellikle İtalya’da büyük harcamalar yapılarak görkemli tarihî filmler çekiliyordu. Aynı yıllarda Fransa’da Pathé, Gaumont gibi firmalar sinemadan kayda değer ticarî gelir elde ediyorlardı.
Yukarıdaki örneklerde de belirttiğim gibi ilk anlatı filmleri kısa metrajlı filmin sınırlarını aşmıyordu. Bunun yanı sıra sinema bir ticaret sahası olarak ortaya çıkmış, filmler de bir meta haline geliyordu. 1910’lu yılların ilk yarısı tamamlanmadan uzun metrajlı filmler yapılmaya başlanıyordu. Böylece artık sinemanın bir endüstri olduğundan söz edilebilirdi.
Aynı dönemde sinemadan sanat olarak söz eden ve bunun teorik altyapısını oluşturmaya çalışan sanatçılar ve kuramcılar da kendilerini göstermişlerdi.
1920’li yıllarda ise özellikle ABD ve Almanya’da sinema büyük bütçeli yapımları ve çıkardığı yıldızları ile tam bir ticarî sektör haline gelmişti. Bu öylesine geniş bir sektördü ki; sessiz sinema döneminde gösterimlere eşlik eden müzisyenler, sesli sinemanın ortaya çıkışıyla ciddî bir işsizlik sorunu yaşamışlardı.
Öte yandan yine 1920’li yıllarda Almanya’da ve Fransa’da bir grup Dadaist ve Kübist ressam sinemaya sanatsal bir yaklaşım geliştirerek kendi anlayışları doğrultusunda filmler yapmaya başlıyorlardı. Avant-Garde (İlerici) Sinema olarak adlandırılan bu akım deneysel sinemanın da temelini atıyordu. Yaptıkları filmlerin bir kısmı animasyon olsa da, yapıtlarının ağırlıklı kısmı canlı devinim filmleriydi. Ve bu yapıtlar – bir kaç uzun metrajlı çalışmayı saymazsak – kısa filmdi.
Bu noktada Eisenstein, Pudovkin vs. gib Rus biçimcileri ilginç bir özellik arz ediyorlar. Bu sanatçılar öykülü ve uzun filmler yapmış olmalarına karşın, sinemasal anlayış olarak Avant-Garde sinemacılarla benzerlikler göstermektedirler.
KISA FİLM YAYGINLAŞIYOR
30’lu yıllarda ise Nazizm’in baskısından kaçan Avrupalı sinemacılar ABD’ye göçtüler. Bunlar arasında yer alan ve o güne değin Alman sinema endüstrisine hizmet eden yönetmenler, kameramanlar vs. Hollywood’a çok büyük katkılarda bulundular. New York’a göç eden Avant-Garde sinemacılar ise o güne değin cılız bir durumda bulunan Amerikan Deneysel sinemasını – deyim yerindeyse – ihyâ ettiler.
2. Dünya Savaşıyla geçen 40’larda ve savaşın yaralarını sarmakla geçen 50’lerde Hollywood dünya sinema endüstrisindeki ağırlığını iyice ortaya koymuştu. Savaştan en az zarar gören ABD’nin deneysel sinemacıları bir akım olarak kendilerini ortaya koymuşlar ve “Underground” (Yeraltı) Sineması adını almışlardı. Bu dönemin dünya sinemasında Underground sinemacıların yaptıkları kısa filmler, bu alandaki çalışmaların büyük bir kısmını oluşturuyordu. Minimal bütçelerle yapılan bu filmlerin çoğu, anı filmleri çekmek için üretilen 8 mm. Film kamerası ile çekiliyordu.
Bilindiği üzere 1960’lar başta Avrupa ve ABD olmak üzere bir çok toplumsal değişimin yaşandığı bir dönemdi. Bu hareketlerin uzantısında sinema da bir değişim göstermeye başlıyordu. Genç Alman Sineması ve Fransız Yeni Dalgası ortaya çıkardıkları uzun filmlerle sinema endüstrisinin sınırlarını zorluyordu. Deneysel sinema, başta Almanya olmak üzere, Avrupa’da yeniden canlanıyordu. Öte yandan kısa film çekmek için bir araya gelen insanların kurdukları klüpler yaygınlaşıyordu.
KISA FİLM OLGUSU
Buraya kadar anlattıklarım bir sinema tarihi özeti gibi gözükebilir; ama sinemanın tarihî gelişimini anlamadan kısa film olgusunun anlaşılabileceğini sanmıyorum.
Aktardığım tarihsel süreçte de görüleceği üzere, film sürelerinin uzamasıyla sinemanın endüstrileşmesi arasında süreçsel bir paralellik söz konusudur. Buna karşılık önce deneysel sinemacılar, ardından da sinemaya gönül verenler tarafından üretilen kısa film, altyapısında iki kavramı barındırmaktadır: Sinema endüstrisi dışında olma ve sinemanın sanat olduğunu vurgulama.
Dikkat edilirse, sinema endüstrisi dediğimiz olgu ağırlıklı olarak anlatı sineması için geçerli. Oysa animasyon ve belgesel ana türlerinde endüstrileşme, bu denli yoğun olarak hissedilmiyor. Bu nedenle de bu alanlarda üretilen kısa filmler, endüstri dışı olma yan anlamını tam anlamıyla kazanmıyorlar.
BUGÜNÜN KISA FİLMİ
Tüm dünyadaki toplumsal değişimler, elbette ki, kısa filme de yansıdı. Bugün hâlâ kısa filmin ruhuna sadık kalan sinemacılar olsa da, bu olgunun protest ve sanatsal vurgulamayla oluşan yan anlamının epeyce törpülendiği söylenebilir.
Bugün gelinen noktada artık dünyanın hemen hemen her yerinde kısa film çekiliyor; tabii ki, kısa filmin her ülkedeki durumu, o ülke sinemasının gelişimi ile ülkenin toplumsal ve ekonomik koşullarıyla yakından ilgili. Ama kısa film dünyasında önemli bir yer kaplayan Avrupa’ya ve ABD’ye bakılırsa, kısa filmin gençlerin sinemayı öğrendiği alan olarak değerlendirilmeye başlandığını görürsünüz.
Aynı tutumun ülkemizde de fazlasıyla yer edindiği aşikâr. Buna göre – olaya toplumumuzun en önemli konusu olan futbol gibi bakarsak – kısa film, antrenman sahası; uzun film asıl maçın oynandığı stadyum gibi görülüyor.
Oysa kısa film yapmak, yani anlatılmak isteneni yoğunlaştırarak sinemasal bir dile dönüştürmektir. Bunun altından kalkabilmek sağlam ve içselleştirilmiş bir altyapı, sinema diline yoğun bir hakimiyet gerektirmektedir. Bugünün yaşı genç sinemacıları ise çekemedikleri uzun filmlerinin bir sekansını çekip adına “kısa film” diyorlar. Acaba uzun film yapmak daha mı kolay?
_________________________________________________________________
numaraların açıklamaları:
(1) Tüm dünyadaki Kısa Film yarışmalarının şartnâmelerinde genel olarak kabûl gören ölçüye göre 30 dakikayı geçmemelidir.
(2) Özön, Nijat: Sinema Terimleri Sözlüğü
(3) Bu noktada sinema kitaplarında geçen yanlış bir bilgiden söz etmek istiyorum. Buna göre sinema “Ağ Tabakası (retina) İzlenimi”ne dayalı bir “göz aldanması”dır. Mark Roget adlı bir araştırmacı 1824 yılında yaptığı bir bilimsel çalışma sonucunda, insan gözü tarafından algılanan görüntülerin – o görüntüyü görme süresine orantılı olarak – çok kısa bir süre daha gerçekten görülüyormuş gibi olduğunu keşfetti ve görüntünün o çok kısa sürede ağ tabaka üzerinde kaldığını zannederek bu durumu o şekilde adlandırdı. Oysa son yıllarda deneysel psikoloji alanında yapılan çalışmalar görüntünün kaldığı yerin ağ tabaka değil, beyinde bulunan duyarlı bellek adlı bölge olduğunu ortaya çıkardı.
Yine deneysel psikologların ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise göz algısının kesintisiz olmadığıdır; göz düzenli olarak kasılıp açılmasıyla algıladığı anlık görüntüleri duyarlı bellek üzerinden görme merkezine iletir ve burada görüntülerin birleştirilmesiyle devinim algılanır. Kısacası sinema bir “göz aldanması”na değil, bizatihi gözün doğal algılama mekanizmasına dayanmaktadır.
(4) Kitaplarda Sinematograf’ın mucidi Lumière kardeşler olarak belirtilmekteyse de asıl buluşu yapan Louis Lumière’dir. Diğer kardeş Auguste Lumière ise yalnızca malî konulardan sorumluydu.
(5) Zoetrope, Praxinoscope, Phénakistoscope, Kinetoscope vs. gibi aygıtların yanında Belçikalı Jules Ettienne Marey’in 1882 yılında bulduğu Sinema Tüfeği; İngilizceye bıraktığı mirasıyla ayrı bir yere sahip. Bir disk üzerine saniyede 12 kare kaydeden bu tüfek benzeri araç, İngilizce ateş etmek anlamına gelen “shoot” sözcüğünün film çekmek anlamında da kullanılmasına sebep olmuştur.
(6) Türkçeye özgü bir fiil olan “film çevirmek” de bunlardan birisidir. Sinematograf hem kameranın hem de projektörün işlevini gören bir araçtı. Film makarasının dönmesi, yani çevrilmesi bir elektrik motoruyla değil, bir kol aracılığıyla elle çevrilerek sağlanıyordu. İşte film çevirmek de bu eylemi tanımlıyordu.
(7) Sinema filminde görüntü filmin banyo edilmesiyle, yani kimyasal bir işlem sonucunda ortaya çıktığından bunu kimyasal görüntü olarak adlandırmaktayız. Günümüzde ise önceleri analog, sonraları dijital teknolojiyi kullanan elektronik sistemler sinema alanında fazlasıyla yer almaya başlamışlardır. Elde edilen görüntüyü bir elektronik sinyale çevirmesinden dolayı bunlara elektronik görüntü adını veriyoruz.
Kimyasal görüntü sessiz sinema döneminde 16 kare/sn. hızla akarken, sesli sinema döneminde bu hız 24 kare/sn. olmuştur. Elektronik görüntünün hızı ise 25 kare/sn.dir. Bununla beraber elektronik görüntünün sinema içerisinde çeşitli aşamalarda etkin kullanımından dolayı bazı ülkelerde kimyasal görüntülü filmler de 25 kare/sn. hızla çekilmektedir.
(8) Bugün maalesef – popüler kültürün olumsuz bir getirisi olarak – animasyon denince, yalnızca bilgisayarla yapılabildiği düşünülüyor; on-on beş yıl öncesine kadar da animasyon, yalnızca çizgi film sanılıyordu. Oysa bilgisayar ve çizgi film tekniklerinin yanı sıra doğrudan film üzerine çizme, iki boyutlu figür, silüet, kukla, kâğıt heykel, iğneli ekran, üç boyutlu nesne, plastik hamur, perileme (Pixilation) vs. gibi pek çok animasyon tekniği bulunmaktadır. Yani bilgisayar ortaya çıkmadan önce de tahmin edilemeyecek kadar çok şey yapılmıştı!
Öte yandan yine animasyonun en yaygın örnekleri çocuklara yönelik filmler olarak ortaya çıkmış olsa da, çok ciddî konular üzerine ve yetişkinlere yönelik olarak üretilmiş animasyon filmlerinin sayısı yine tahminlerin çok üzerindedir.
(9) Hâttâ bu noktada şunu da belirtmek istiyorum: Ülkemizde sinemasal anlamdaki her türlü biçimsel farklılık, maalesef “deneysel” olarak değerlendiriliyor. Oysa bu deneyselliğin yalnızca bir yönü! Uzun bir tartışma konusu olsa da, değinmeden geçemeyeceğim: Kısa film yarışmalarında “Deneysel” başlığı altında bir kategorinin bulunması da bu olgunun felsefesine aykırıdır.
Süreyya Ahıskalıoğlu
2009 – 2010 Yılı Festival Değerlendirmesi
Türkiye’de 2009 ve 2010 yapılan belgesel, kısa film ve animasyon festivalleri veya yarışmalarında 2009 ve 2010 yapımı filmlerin aldığı ödüller aşağıda sıralanmıştır. Bu araştırma Hayri Çölaşan tarafından oluşturulan ve http://www.kameraarkasi.org sitesinde yer alan bilgi bankası çalışmasından çıkan sonuçtur. Bittiğinde kitaba dönüşecek bu proje sayesinde ülkemizde kısa film ve belgesel alanında yazılacak birçok kitaba istatistikî bilgiler hazırlanmaktadır.
2009 Yılında 2010 Yılında
254 belgesel (3 mockumentary) 179 belgesel (3 mockumentary)
60 canlandırma 29 canlandırma
42 deneysel 37 deneysel
531 kurmaca 595 kurmaca (Kars Öyküleri 5 ayrı kısa film olarak değerlendirildi)
Festivallere katılmayan, TRT veya diğer televizyon kanallarında üretilerek festivallere katılamayan profesyonel filmleri göz ardı etmemeliyiz. Yurtdışı festivallerde elde edilen başarılar bu listede yok. Belki bir gün bir kişi çıkıp böyle bir liste de oluşturacak. O zaman daha detaylı bilgi edinebileceğiz.
Bir filme iyi denilmesi için festivaller yeterli midir? Bu da tartışılabilir tabii ki. Jüri seçimini yapmak da festival yöneticilerine kalıyor. En büyük problem festivalleri düzenleyenlerin ne yazık ki genelde sinema camiasından olmayışı veya sinema camiasından festival görevlisi bulunamamasıdır.
Festivallerde Yaşanılan En Büyük Problemler
Festival Öncesi
1 – Festivalin yeteri kadar duyurulmaması.
2 – Festival web sitelerinde yeterli bilgi olmayışı. (Festival katalogu oluşmadan önceki bilgiler)
3 – Basına ve ilgili web sitelerine yeterli bilgi akışı sağlanamaması.
4 – Festival web sitelerinin flash v.b. kopyalanamaz şekilde yapılması.
5 – Festival web sitelerinde katılan, finalist filmlerin ve kazanan filmlerin düzenli açıklanmaması.
6 – Web sitesini düzenleyen kişi ve kuruluşların yanlış bilgi girmeleri.
7 – Sinema ile ilgili basın mensuplarının ve web sitesi mensuplarının festivale davet edilmemesi
Festival Sırasında
1 – Festival programının günlük basın bülteni şeklinde duyurulmaması.
2 – Festival sırasında fotograf ve görsel materyalin web sitelerinde yer almaması.
Festival Sırasında Filmlerle İlgili
1 – Filmlerin gösterimlerinde yaşanan codec problemlerinin halen halledilmemiş olması.
2 – Filmlerin amatör kamera ile çekildiği düşünülmeden dev ekranda gösterime zorlanması.
3 – Film gösterimleri sırasında giriş kapılarına film hakkında bilgi asılmaması.
4 – Ara verilmeden filmlerin arka arkaya gösterilmesi.
Festival Sonrasında
1 – Festival bitiminde web sitesi ile ilgilenilmemesi, sonuçların girilmemesi.
2 – Festival değerlendirme raporunun basın bülteni olarak dağıtılmaması.
3 –Yurtdışı festival web sitelerinde olduğu gibi festival arşivinin tutulmaması. Eski festivallere yönelik hiçbir bilginin bulunamaması.
4 – Festivalden sonra festival ofislerine basının ulaşamaması.
5 – Mail yoluyla istenilen bilgilerin gönderilmemesi.
6 – Festival katalogunun basına ve web sitesi yöneticilerine gönderilmemesi.
Bu sıralananlar ülkemizde çekilen filmler için database oluşturulmasında yapılan en büyük festival hatalarıdır.
Çok acil olarak, artan festivaller doğrultusunda (2010 yılsonu itibarıyla toplamda 120 civarı festival) Türk film festivalleri konulu bir seminer düzenleyerek, festival yöneticileri davet edilmeli ve seminerde ortak bir çözüm yolu bulunmalıdır.
2009 – 2010 Belgesel Dalı Ödülleri
Mada / 2010 / Musa AK / Erciyes 3. Öğrenci Belgesel Film Festivali, Süleyman Çetinsaya Birincilik Ödülü. 2010
Mada / 2010 / Musa AK / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Mada / 2010 / Musa AK / Manisa Altın Üzüm Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Mada / 2010 / Musa AK / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Mada / 2010 / Musa AK / Adana 17. Altın Koza Film Festivali, 11. Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2010
Mada / 2010 / Musa AK / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
Duvar / 2009 / Emre KARADAŞ, Deniz OĞUZSOY / Akbank 6. Kısa Film Festivali, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2010
Duvar / 2009 / Emre KARADAŞ, Deniz OĞUZSOY / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Amatör Dal, Birincilik Ödülü. 2010
Duvar / 2009 / Emre KARADAŞ, Deniz OĞUZSOY / Antakya Medeniyetler Buluşması Film Festivali, Kısa ve Belgesel Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Duvar / 2009 / Emre KARADAŞ, Deniz OĞUZSOY / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Amatör Dal Birincilik Ödülü. 2010
Özgürlüğe Mahkum / 2009 / Nurullah DİNÇER / İstanbul 21. Kısa Film Festivali, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2009
Özgürlüğe Mahkum / 2009 / Nurullah DİNÇER / Türkiye Psikiyatri Derneği 1. Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2010
Özgürlüğe Mahkum / 2009 / Nurullah DİNÇER / Adana 16. Altın Koza Film Festivali, 10. Ulusal Öğrenci Film Yarışması, Belgesel Dalı, Dijital Film Akademisi Eğitim Bursu Ödülü. 2009
Özgürlüğe Mahkum / 2009 / Nurullah DİNÇER / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Amatör Dal Üçüncülük Ödülü. 2010
Göçkuşağı / 2009 / Mustafa KARAKAYA / Safranbolu 10. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Profesyonel Dal, İkincilik Ödülü. 2009
Göçkuşağı / 2009 / Mustafa KARAKAYA / JCI İstanbul Crossroads Kültürler Arası Diyalog 4. Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2009
Göçkuşağı / 2009 / Mustafa KARAKAYA / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Cemre Düşerken / 2009 / Mehmet Ali BARAN / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, İkincilik Ödülü. 2010
Cemre Düşerken / 2009 / Mehmet Ali BARAN / İstanbul Çevre 7. Kısa Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2009
Kahpe Devran / 2009 / Cahit ÇEÇEN / İnönü Üniversitesi 4. Kısa Film Festivali, Belgesel Kategorisi, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2010
Kahpe Devran / 2009 / Cahit ÇEÇEN / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, Çarpışan Aramalar Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
Bahar / 2009 / Özge ARSLAN, Sezen ÇOBANOĞLU, Gözde KARAVİT, Batuhan KURT / International Teen Shorts Film Festival, Kırmızı Elma Mansiyon Ödülü. 2010
Bahar / 2009 / Özge ARSLAN, Sezen ÇOBANOĞLU, Gözde KARAVİT, Batuhan KURT / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, İkincilik Ödülü. 2010
5 Nolu Cezaevi / 2009 / Çayan DEMİREL / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Profesyonel Dal, Birincilik Ödülü. 2010
5 Nolu Cezaevi / 2009 / Çayan DEMİREL / Antalya 46. Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2009
Kıvırcık Saçlı Bir Adam (Bedri Rahmi Eyüboğlu) / 2009 / Tekin TİMOÇİN, Abdurrahman ÖNER / Kar 5. Film Festivali, Belgesel Dalı, En İyi Yönetmen Ödülü. 2009
Kıvırcık Saçlı Bir Adam (Bedri Rahmi Eyüboğlu) / 2009 / Tekin TİMOÇİN, Abdurrahman ÖNER / Erciyes 2. Öğrenci Belgesel Film Festivali, Üçüncülük Ödülü. 2009
Bu Sahilde / 2009 / Merve KAYAN, Zeynep DADAK / İFSAK 30. Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Belgesel Kategori, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2010
Bu Sahilde / 2010 / Merve KAYAN, Zeynep DADAK / Akbank 6. Kısa Film Festivali, Belgesel Mansiyon Ödülü. 2010
Kaybedenler / 2010 / Gül Büyükbeşe MUYAN / TGC, 34. Sedat Simavi Ödülleri, Televizyon Ödülleri, En İyi Belgesel Ödülü. 2010
15 Adım Öne / 2009 / Pınar AĞCA, Selin DAŞDEMİR, Osman İMECE, Muhammet KUŞÇU / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Jüri Özel Ödülü. 2010
Adı Mübadele / 2009 / Murat ÜNAL / İKFD 8. Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2009
Anadolu’nun Son Göçerleri: Sarıkeçililer / 2010 / Yüksel AKSU / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2010
Babama Son Kez Dokunuyorum / 2010 / Sema YEŞİLTAŞ / Erciyes 3. Öğrenci Belgesel Film Festivali, Mansiyon Ödülü. 2010
Bağdat / 2009 / Berrak SAMUR / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Amatör Dal, Üçüncülük Ödülü. 2010
Bakırın Işığı / 2009 / Gülşah Ferah ATLI / Safranbolu 10. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, İkincilik Ödülü. 2009
Ben Ve Nuri Bala / 2009 / Melisa ÖNEL / Antalya 46. Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, En İyi Belgesel İlk Film Ödülü. 2009
Derindeki Turuncu Eller / 2009 / Ahmet KILINÇ / İstanbul Çevre 7. Kısa Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması. Belgesel Dalı, Birincilik Ödülü. 2009
Dönderek / 2010 / Mehmet CEYHAN / Safranbolu 11. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, Üçüncülük Ödülü. 2010
Dört Duvar Bir Pencere / 2009 / Hazal BAYAR / Adana 17. Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Kısa Film Yarışması, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2010
Erdal’ın Kanalı / 2009 / Murat AYMAN / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Amatör Dal Ziraat Bankası Özel Ödülü. 2010
Eylül Çocukları / 2009 / Meltem ÖZTÜRK, Hülya KARCI / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Profesyonel Dal, İkincilik Ödülü. 2010
Flipper’i Kurtarmak / 2009 / Savaş KARAKAŞ, Sibel MESÇİ / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Dal Ziraat Bankası Özel Ödülü. 2010
Galla Bazarı / 2010 / Okan AYDIN / İnönü Üniversitesi 4. Kısa Film Festivali, Belgesel Kategorisi, Jüri Özel Ödülü. 2010
Geri Dönüşüm / 2010 / Sena KAYA / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Jüri Özel Ödülü. 2010
Göç / 2010 / Mehmet Özgür CANDAN / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Dal Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü. 2010
Gün Doğmadan / 2010 / Ensar ALTAY / Safranbolu 11. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Profesyonel Dal, Üçüncülük Ödülü. 2010
Halki Halkı / 2010 / Atacan ŞİMŞEK, Bulut TAR / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, İkincilik Ödülü. 2010
Herkes Uyurken / 2010 / Erdem Murat ÇELİKLER / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, En İyi İlk Belgesel Film Ödülü. 2010
İlmek / 2009 / Aydın ÖZBEY / Safranbolu 10. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, Birincilik Ödülü. 2009
İstanbul’u Dinliyorum / 2009 / Veysel Cihan HIZAR / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, İkincilik Ödülü. 2010
Kaniş Karumu / 2009 / Ali CANLAR / Safranbolu 10. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Suha Arın Özel Ödülü. 2009
Kara Altından Altın Mikrofona / 2009 / Metin AVDAÇ / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Dal Birincilik Ödülü. 2010
Karakabuk / 2010 / Kerim ABANOZ / Erciyes 3. Öğrenci Belgesel Film Festivali, İkincilik Ödülü. 2010
Kışla / 2010 / Alican NASİROV / Erciyes 3. Öğrenci Belgesel Film Festivali, Üçüncülük Ödülü. 2010
Mavi Gözler / 2010 / Dursun SONGELEN, Ongun ALTIN / Safranbolu 11. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, Süha Arın Özel Ödülü. 2010
Mavi’nin Gözyaşları / 2010 / Merve YEĞİN / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
Meşe Kömürü / 2009 / İlknur DALKIRAN / Safranbolu 10. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Profesyonel Dal, Birincilik Ödülü. 2009
Mimar Kemaleddin / 2009 / Veysel Cihan HIZAR / Safranbolu 10. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, Üçüncülük Ödülü. 2009
Miraz / 2010 / Rodi YÜZBAŞI / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Amatör Dal, İkincilik Ödülü. 2010
Müebbet Kuşları / 2010 / Hüdai ATEŞ / Safranbolu 11. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, İkincilik Ödülü. 2010
Ofsayt / 2010 / Reyan TUVİ / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, En İyi İlk Belgesel Film Ödülü. 2010
Orası Neresi / 2010 / Ayşegül BEDİR / Safranbolu 11. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Amatör Dal, Birincilik Ödülü. 2010
Ordu’da Bir Argonot / 2010 / Rüya Arzu KÖKSAL / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, Belgesel Jüri Özel Ödülü. 2010
Oyunbozan / 2009 / Özge DOĞAN / Adana 16. Altın Koza Film Festivali, 10. Ulusal Öğrenci Film Yarışması, Belgesel Dalı, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2009
Pegu / 2009 / İstanbul Koleji Öğrencileri / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Murat Şener Özel Ödülü. 2010
Romeyika’nın Türküsü / 2009 / Yeliz KARAKÜTÜK / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Amatör Dal, İkincilik Ödülü. 2010
Saray Porselenlerinden İzler / 2009 / Nilgün SUNA / Safranbolu 11. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Profesyonel Dal, Jüri Özel Ödülü. 2010
Sekizden Sekize Sahildekiler / 2009 / Orkide ÜNSÜR / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
Silikozis / 2009 / Ethem ÖZGÜVEN, Selçuk ERZURUMLU, Petra HOLZER ÖZGÜVEN / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Dal Üçüncülük Ödülü. 2010
Son Mevsim: Şavaklar / 2009 / Kazım ÖZ / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Profesyonel Dal, Üçüncülük Ödülü. 2010
Sudanez / 2009 / Esra SONSÖZ / Kar 5. Film Festivali, Belgesel Dalı, En İyi Senaryo Ödülü. 2009
Şıh’ın Dolması: Güney Yemekleri Üzerine Bir Methiye / 2009 / Murat ERÜN / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Amatör Dal Kültür Bakanlığı Özel Ödülü. 2010
Şiirsel Kent Mardin / 2009 / Şükrü SİM / İstanbul Çevre 7. Kısa Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması. Belgesel Dalı, İkincilik Ödülü. 2009
Tek Nefeste Aşk / 2009 / Dicle ATAN, Kahraman GÜNEŞ, Gökay GÜRTUNCA, Ayşenur YALÇIN / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
The Women Of Brukman / 2009 / Isaac ISITAN / TRT Belgesel Film Yarışması, Uluslararası Kategori Birincilik Ödülü. 2010
Urbanbugs / 2010 / Aykut Alp ERSOY / Manisa Altın Üzüm Kısa Film Festivali, Belgesel Dalı, Jüri Özel Ödülü. 2010
Zaman Zaman / 2009 / Bülent ÖZTÜRK / TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Dal, İkincilik Ödülü. 2010
Zilan’ın Renkleri / 2009 / Nagihan ÇAKAR / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Mansiyon Ödülü. 2010
Ziyaretçiler / 2009 / Melis BİRDER / Antalya 46. Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, En İyi Belgesel Film Ödülü. 2009
2009 – 2010 Canlandırma Dalı Ödülleri
Malfunction / 2009 / Ayçe KARTAL / İstanbul 21. Kısa Film Festivali, En İyi Canlandırma Film Ödülü. 2009
Malfunction / 2009 / Ayçe KARTAL / Metro Group 7. Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2009
Malfunction / 2009 / Ayçe KARTAL / İstanbul 21. Kısa Film Festivali, Hollanda Baş Konsolosluğu En Yaratıcı Kısa Film Ödülü. 2009
Malfunction / 2009 / Ayçe KARTAL / Manisa Altın Üzüm Kısa Film Festivali, Animasyon Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Malfunction / 2009 / Ayçe KARTAL / İzmir 10. Uluslararası Kısa Film Festivali, En İyi Animasyon Ödülü
Vol / 2009 / Hüseyin BULUT / Bursa İpek Yolu 4. Film Festivali, Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması, En İyi İkinci Film Ödülü. 2009
Vol / 2009 / Hüseyin BULUT / 2. Thermaikos Uluslararası 2 dakika Film Festivali, Yunanistan, En İyi Animasyon Ödülü. 2009
Vol / 2009 / Hüseyin BULUT / 6. Start International Students Film Festival, Azerbaycan. En İyi Animasyon Ödülü. 2009
Besinlerin Oksitlenmiş Kalıntısı / 2009 / Orçin UZUN / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Jüri Özel Ödülü. 2010
Bir Vücut İki İnsan / 2010 / Murat TAHAN / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Canlandırma Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
Karga Leşi / 2009 / Önder MENKEN / Adana 17. Altın Koza Film Festivali, 11. Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, En İyi Canlandırma Filmi Ödülü. 2010
Köse / 2009 / Kenan ÖZER, Seza GÜNEŞ / JCI İstanbul Crossroads Kültürler Arası Diyalog 4. Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2009
Mukavva Senden Sıcak Baba / 2009 / Murat YASİN / Adana 16. Altın Koza Film Festivali, Öğrenci Film Yarışması, Canlandırma Dalı, Dijital Film Akademisi Eğitim Bursu Ödülü. 2009
Salıncak / 2010 / Dilan BALKU / İstanbul Lisesi 7. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2010
Watt / 2009 / Burak Niyazi KURT / Yıldız 6. Kısa Film Festivali, Canlandırma Dalı, İkincilik Ödülü. 2009
2009 – 2010 Deneysel Dalı Ödülleri
38 Derece / 2010 / Ömer SİNİR / İTÜ 3. Ulusal Kısa Film Yarışması, En İyi Film Ödülü. 2010
38 Derece / 2010 / Ömer SİNİR / İnönü Üniversitesi 4. Kısa Film Festivali, Kurmaca Kategorisi, Jüri Özel Ödülü. 2010
38 Derece / 2010 / İTÜ Ulusal Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
38 Derece / 2010 / Yıldız 7. Kısa Film Festivali, Deneysel Dalı, En İyi İkinci Film Ödülü. 2010
38 Derece / 2010 / Marmara Üniversitesi Kısa Film Festivali, En İyi Müzik Ödülü. 2010
38 Derece / 2010 / Ege Üniversitesi Kısa Film Yarışması, En İyi Film Ödülü. 2010
38 Derece / 2010 / Kısacık Film Festivali, En İyi Üçüncü Film Ödülü. 2010
Salıncak / 2009 / Bilal ÇAKAY / Adana 16. Altın Koza Film Festivali, 10. Ulusal Öğrenci Film Yarışması, Mansiyon Ödüllü, 2009
Salıncak / 2009 / Bilal ÇAKAY / Adana 16. Altın Koza Film Festivali, 10. Ulusal Öğrenci Film Yarışması, Deneysel Dalı, Dijital Film Akademisi Eğitim Bursu Ödülü. 2009
Salıncak / 2009 / Bilal ÇAKAY / Hakları Çalınmış Çocuklar Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Salıncak / 2009 / Bilal ÇAKAY / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Kurmaca Drama Dalı, İkincilik Ödülü. 2010
Salıncak / 2009 / Bilal ÇAKAY / Kristal Klaket 3. Film Festivali, Jüri Özel Ödüllü, 2009
Ben / 2009 / Can ALKANLAR / İstanbul 21. Kısa Film Festivali, En İyi Deneysel Film Ödülü. 2009
Giriftar / 2010 / Eren Cam ÇAM / İstanbul Lisesi 7. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2010
İzdüşümsel Fanteziler / 2009 / Burak KOÇAK / Yıldız 6. Kısa Film Festivali, Deneysel Dalı, Birincilik Ödülü. 2009
Keneler ve Karıncalar / 2010 / Engin KILINÇATAN / Adana 17. Altın Koza Film Festivali, 11. Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, En İyi Deneysel Film Ödülü. 2010
Özleyiş / 2010 / Eytan Meyir İPEKER / İFSAK 30. Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Deneysel Kategori, En İyi Deneysel Film Ödülü. 2010
Rutin / 2009 / Pınar KARAKURT / Kar 5. Film Festivali, Deneysel Dalı, En İyi Senaryo Ödülü. 2009
Sokağın Sesi / 2009 / Derya EFE, Altay YILDIZ / JCI İstanbul Crossroads Kültürler Arası Diyalog 3. Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2008
Uçurtma / 2009 / İlhami KAPICI / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, En İyi Deneysel Film Ödülü. 2010
Yolda / 2010 / Alper ÖZTEKİN / İFSAK 30. Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Deneysel Kategori, Mansiyon Ödülü. 2010
2009 – 2010 Kurmaca Dalı Ödülleri
Güneşin Karanlığı / 2009 / Ayşegül YADİGAR / İnönü Üniversitesi 4. Kısa Film Festivali, Kurmaca Kategorisi, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2010
Güneşin Karanlığı / 2009 / Ayşegül YADİGAR / İstanbul 21. Kısa Film Festivali, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2009
Güneşin Karanlığı / 2009 / Ayşegül YADİGAR / Koç Üniversitesi 3. Kısa Film Festivali, Üçüncülük Ödülü. 2010
Güneşin Karanlığı / 2009 / Ayşegül YADİGAR / Türkiye Psikiyatri Derneği 1. Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2010
Meret / 2009 / Hakan Ömer ZORKA / Adana 17. Altın Koza Film Festivali, 11. Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2010
Meret / 2009 / Hakan Ömer ZORKA / Ankara 21. Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2010
Meret / 2009 / Hakan Ömer ZORKA / İFSAK 30. Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Kurmaca Kategori, Mansiyon Ödülü. 2010
Meret / 2009 / Hakan Ömer ZORKA / Kocatepe Öğrenci Filmleri Festivali, ve Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2010
Uşak Hesabı / 2010 / Yusuf EMİRDAR / Malatya 1. Film Festivali, Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması, Kristal Kayısı, En İyi Kısa Film Ödülü. 2010
Uşak Hesabı / 2010 / Yusuf EMİRDAR / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, Komikaze Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
Uşak Hesabı / 2010 / Yusuf EMİRDAR / Malatya 1. Film Festivali, Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması, İnönü Üniversitesi Öğrencilerinin Seçimi Ödülü. 2010
Uşak Hesabı / 2010 / Yusuf EMİRDAR / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, (Ümit Erdim) En İyi Erkek Oyuncu Ödülü. 2010
Bisiklet / 2010 / İmdat Serhat KARAASLAN / Antalya 47. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Kısa Metraj Yarışması, Dijital Film Akademisi Ödülü. 2010
Bisiklet / 2010 / İmdat Serhat KARAASLAN / 7. Yıldız kısa film festivali kurmaca dalı ikincilik ödülü, 2010
Bisiklet / 2010 / İmdat Serhat KARAASLAN / Metro 8. Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Bisiklet / 2010 / İmdat Serhat KARAASLAN / Türkiye Psikiyatri Derneği 1. Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Derin / 2009 / Anıl DİNÇ / Akbank 6. Kısa Film Festivali, En İyi Kurmaca Ödülü. 2010
Derin / 2009 / Anıl DİNÇ / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, Alabora Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
Derin / 2009 / Anıl DİNÇ / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, (Sevinç Üçok) En İyi Kadın Oyuncu Ödülü. 2010
Güven Bana / 2009 / Nazlı Elif DURLU / İFSAK 30. Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Kurmaca Kategori, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2010
Güven Bana / 2009 / Nazlı Elif DURLU / Nürnberg 15. Türkiye Almanya Film Festivali, Kısa Film Yarışması, En İyi Kısa Film Ödülü. 2010
Güven Bana / 2009 / Nazlı Elif DURLU / Akbank 6. Kısa Film Festivali, Kurmaca Mansiyon Ödülü. 2010
Ütü Aşkına / 2009 / Hakan KEPENEK / Kar 5. Film Festivali, Reklam Dalı, En İyi Görüntü Ödülü. 2009
Ütü Aşkına / 2009 / Hakan KEPENEK / Kar 5. Film Festivali, Reklam Dalı, En İyi Senaryo Ödülü. 2009
Ütü Aşkına / 2009 / Hakan KEPENEK / Kar 5. Film Festivali, Reklam Dalı, En İyi Yönetmen Ödülü. 2009
Ateş Böcekleri / 2009 / Mehmet GÜVEN / Adana 16. Altın Koza Film Festivali, 10. Ulusal Öğrenci Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Dijital Film Akademisi Eğitim Bursu Ödülü. 2009
Ateş Böcekleri / 2009 / Mehmet GÜVEN / Selçuk Üniversitesi 9. Kısa-ca Ulusal Öğrenci Filmleri Festivali, Prof Dr. Alim Şerif Onaran Özel Ödülü. 2009
Sessizlik (Bedengi) / 2010 / Aziz ÇAPKURT / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Jüri Özel Ödülü. 2010
Sessizlik (Bedengi) / 2010 / Aziz ÇAPKURT / Adana 17. Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Kısa Film Yarışması, Kurmaca Mansiyon Ödülü. 2010
3 İmza / 2010 / Burak ÇEVİK / International Teen Shorts Film Festival, (En İyi Film) Altın Elma Ödülü. 2010
3 İmza / 2010 / Burak ÇEVİK / İstanbul Lisesi 7. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Artı Beş Derece / 2009 / Şenol ÇÖM / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Artı Beş Derece / 2009 / Şenol ÇÖM / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, İkincilik Ödülü. 2010
Dalgacı Mahmut / 2010 / Batuhan KAYGI / TED Ankara Koleji 1. Kısa Kes Film Yarışması, En İyi Kız Oyuncu (Sılanur İnal) Ödülü. 2010
Dalgacı Mahmut / 2010 / Batuhan KAYGI / TED Ankara Koleji 1. Kısa Kes Film Yarışması, En İyi Yönetmen Ödülü. 2010
Hamam / 2009 / Tunç ŞAHİN / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, Korku Tüneli Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
Hamam / 2009 / Tunç ŞAHİN / İkinci El 4. Kısa Film Festivali, Övgüye Değer Film Ödülü. 2010
Nefes / 2009 / Veysel Cihan HIZAR / Kar 5. Film Festivali, Deneysel Dalı, En İyi Görüntü Ödülü. 2009
Nefes / 2009 / Veysel Cihan HIZAR / Kar 5. Film Festivali, Deneysel Dalı, En İyi Yönetmen Ödülü. 2009
Vakit / 2010 / Erkan Kolçak KÖSTENDİL / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, (Umut Yörükoğlu) En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü. 2010
Vakit / 2010 / Erkan Kolçak KÖSTENDİL / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü. 2010
Vardiya / 2009 / Kerem ALTIN / Mimarlar Odası İzmir Şubesi Kısa Film Festivali, Mansiyon Ödülü. 2009
Vardiya / 2009 / Kerem ALTIN / İnönü Üniversitesi 4. Kısa Film Festivali, Kurmaca Kategorisi, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2010
(H)(A)(Y)(A)(T) / 2009 / Ertürk YİĞİT / Rotaract 2. Kısa Film Festivali, (Alper ACAR) En İyi Erkek Oyuncu Ödülü. 2009
1 Çizgi 1 Nota (Tiny Fingers) / 2010 / Irmak SUERİ / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
67/68 / Yusuf BENMAİR, Lütfi ENSARİ / Hisar 2. Kısa Film Yarışması, 8mm Dalı Milliyet Gazetesi Özel Ödülü. 1968
Adem 1930 / 2009 / Ahmet Baturay TAVKUL / Kar 5. Film Festivali, Kurgusal Dalı, En İyi Yönetmen Ödülü. 2009
Ahlaksızlık Ya Da Nazlı Selim / 2010 / Deniz TORTUM / International Teen Shorts Film Festival, Kırmızı Elma Mansiyon Ödülü. 2010
Anbean / 2010 / Samet ÜSTÜNDAĞ / International Teen Shorts Film Festival, (Pozitif Yaşam Derneği) Mor Elma Ödülü. 2010
Anneme ve Babama / 2010 / Can EVRENOL / Manisa Altın Üzüm Kısa Film Festivali, Deneysel Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Ayaz / Onur YİĞİT / Boston 13. Türk Festivali, Belgesel ve Kısa Film Yarışması, Kısa Film Dalı, Mansiyon Ödülü. 2009
Balıkçıllar Darda / 2009 / Yüksel ÖZCAN / Adalar Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2009
Bastonun Ucundaki Hayat / Tülay DÜZTAŞ / İKFD 7. Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Öykü Dalı, İkincilik Ödülü. 2008
Belki Yarın Gelirler / Ozan UZUNOĞLU / Adalar Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2009
Ben / Mehmet Hacıosmanoğlu / İKFD 6. Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Kurmaca Dalı, Jüri Özendirme Ödülü. 2007
Ben Neden İntihar Etmişim? / 2010 / Zeynep Dilan SÜREN / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, Atlıkarınca Dalı, En İyi Film Ödülü. 2010
Bereketli Topraklar / 2009 / Caner ERZİNCAN / Kar 5. Film Festivali, Kurgusal Dalı, En İyi Görüntü Ödülü. 2009
Berf (Kar) / 2010 / Erol MİNTAŞ / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, En İyi Kısa Film Ödülü. 2010
Beş Lira / 2009 / İmdat Serhat KARAASLAN / İstanbul Çevre 8. Kısa Film Festivali, Ulusal Çevre Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
Beşeri Tarihin Dönüm Noktaları / 2010 / Osman OCAK / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Jüri Teşvik Ödülü. 2010
Bir Gün / Ezgi Gündoğdu / TED Ankara Koleji 1. Kısa Kes Film Yarışması, En İyi Senaryo Ödülü. 2010
Birçok Ben / 2009 / Zeynep YORGANCILAR / Stranger Festival, Türkiye Jürisi Seçimi. 2009
Cennet Hanım / 2009 / Gönül KANAT / Fırat Kısa Film Festivali, Jüri Özel Ödülü. 2009
Cennette de Ölüm Var / 2009 / Savaş BAYKAL / Fırat Kısa Film Festivali, Birincilik Ödülü. 2009
Dede Masalları / 2009 / Sayat DAĞLIYAN / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Jüri Özel Ödülü. 2010
Dilemma / 2009 / Eray DİNÇ / İstanbul 21. Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Jüri Özel Ödülü. 2009
Dönüşü Olmayan Yolculuk / 2010 / Güçlü YAMAN / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, Kısa Film Övgüye Değer Jüri Özel Ödülü. 2010
Dut Zamanı (Berry Time) / 2010 / Seren GEL, Fırat YAVUZ / Türkiye Psikiyatri Derneği 1. Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2010
Dünya’m / 2010 / Büşra AK / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Teşvik Ödülü. 2010
Element Savaşları / 2009 / Ege ÇARKOĞLU, Alim Fırat TOPRAK / Yıldız 6. Kısa Film Festivali, Geleceğin Sinemacısı Ödülü. 2009
Emeğin Sesi / Kutay Denizler, Eda Durum / TED Ankara Koleji 1. Kısa Kes Film Yarışması, Altın Makas Ödülü. 2010
Faili Meşhur / 2009 / Tuğba ULUSOY / Büyüyen ve Gelişen Türkiye AKP Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2010
Godo Yok Dedi / Serap Sebahat DANIŞ / Büyüyen ve Gelişen Türkiye AKP Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Göl / 2009 / Murat UĞURLU / Kocatepe Öğrenci Filmleri Festivali, ve Yarışması, İkincilik Ödülü. 2010
Gözüm Üzerinizde / 2009 / Serdar TEPEYURT / İstanbul Lisesi 6. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2009
HısnıI Keyfa / 2010 / İnci Damla GÜNEŞLİİŞLER / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Mansiyon Ödülü. 2010
Hiç / 2009 / Erkan ESENOĞLU / Mimarlar Odası İzmir Şubesi Kısa Film Festivali, En İyi Film Ödülü. 2009
Hipodermik / 2009 / Şenol ÇÖM / Mimarlar Odası İzmir Şubesi Kısa Film Festivali, Mansiyon Ödülü. 2009
Işığa Adım / 2010 / Kutay DENİZLER, Eda DURUM / International Teen Shorts Film Festival, (Engelleri Kaldır Hareketi) Beyaz Elma Ödülü. 2010
İkilem / 2009 / Eray DİNÇ / Metro Group 7. Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2009
Kar (Berf) (Snow) / 2010 / Erol MİNTAŞ / Sinepark 4. Kısa Film Festivali, (Alexandru Radu) En İyi Kurgu Ödülü. 2010
Karton Çocuk / 2009 / Mesut ZÜMRE / İstanbul Lisesi 6. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2009
Kaygı / 2010 / Ramazan TAŞER / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Teşvik Ödülü. 2010
Kayıp Heykel / 2009 / Cansın SAĞESEN / Fırat Kısa Film Festivali, İkincilik Ödülü. 2009
Kelebek / 2009 / Buse DELİALİOĞLU / İstanbul Lisesi 6. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2009
Koruyucu / 2010 / Ufuk Erdi KURT / International Teen Shorts Film Festival, (Doğa Derneği) Yeşil Elma Ödülü. 2010
Kuşak / 2009 / Şebnem KASAP / İstanbul Lisesi 6. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2009
Kuştüyü (Feather) / 2010 / Çetin HASRA / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Jüri Teşvik Ödülü. 2010
Küçük Bir Hakikat (A Small Truth) / 2010 / Emre AKAY / Malatya 1. Film Festivali, Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması, SİYAD Ödülü. 2010
Matruşka / 2009 / Faysal TOKMAK / Fırat Kısa Film Festivali, Fakülte Özel Ödülü. 2009
Mendilci Kız / 2010 / Serpil BEYLİK / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
Mutlu Olduğum Yer / 2010 / Batuhan KURT / International Teen Shorts Film Festival, Kırmızı Elma Mansiyon Ödülü. 2010
Nympha / 2009 / Derin KIVANER / Metro Group 7. Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2009
Ondört (Fourteen) / Cenk TURGUT / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Jüri Teşvik Ödülü. 2010
Oyun Bitti / 2009 / Mahmut ARAN / İstanbul Lisesi 6. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2009
Pamuk Başlıklı Kız / 2010 / Gülçin AYHAN / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Kurmaca – Drama Dalı, Özendirme Ödülü. 2010
Puşi / 2009 / Miray KUYUMCU / İKFD 8. Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Kurmaca Dalı, Jüri Özel Ödülü. 2009
Rapunzel / 2009 / Tolga KARAÇELİK / Akbank 6. Kısa Film Festivali, Kurmaca Mansiyon Ödülü. 2010
Ressentiment / 2010 / Gülce TURAN / İstanbul Lisesi 7. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2010
Sahne / 2010 / Asya Ece UZMAY / İstanbul Lisesi 7. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2010
Sakat / 2010 / Sinan ARIKAN / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Üçüncülük Ödülü. 2010
Seni Ancak Şimdi Anlatabilirim / Murat Yaykın / İKFD 6. Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Kurmaca Dalı, İkincilik Ödülü. 2007
Sevgiye Götüren Yumak (The Skein That Leads to Love) / Sefa SÜRÜCÜ / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Jüri Teşvik Ödülü. 2010
Silüet (Silhouette) / 2010 / Eray DİNÇ / Koç Üniversitesi 3. Kısa Film Festivali, Birincilik Ödülü. 2010
Sinan’ın Seçimi / 2009 / Ozan KORKUT / İstanbul Lisesi 6. Liseler Arası Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2009
Sokağın Sesi / 2009 / Derya EFE, Altay YILDIZ / İstanbul Crossroads 2008 “Göç ve Kültürler Arası Diyalog” temalı Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2008
Son Bahar / 2009 / Muhammed ÖZKILINÇ / Fırat Kısa Film Festivali, Fakülte Özel Ödülü. 2009
Sonrasızlar / 2009 / Eray DİNÇ / Fırat Kısa Film Festivali, Jüri En İyi Görüntü Yönetmenliği Ödülü. 2009
Sudan Hayaller / 2009 / Aydın ÇIRPAN / Rotaract 2. Kısa Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü. 2009
Şampiyon Beşiktaş (The Champion) / 2010 / Şirin SOYSAL / Malatya 1. Film Festivali, Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması, Jüri Özel Ödülü. 2010
Şehit ve Gazi / 2010 / Levent OBA / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Jüri Teşvik Ödülü. 2010
Tamirci Çırağı / 2009 / Cahit ÇEÇEN / Antalya 46. Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Dijital Film Akademisi Ödülü. 2009
Tayf / 2010 / Ayşegül OKUL / Kocatepe Öğrenci Filmleri Festivali ve Yarışması, Birincilik Ödülü. 2010
Temas / Hakan UĞURLU / Marmara Üniversitesi İletişimciler Haftası Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü, 1994
Teneke / 2010 / Bora YÜKSEL / Antalya 47. Altın Portakal Film Festivali, Kısa Metraj ve Belgesel Yarışması, Dijital Film Akademisi Ödülü. 2010
Tepedeki Ev / 2010 / Melih ERYILMAZ / Koç Üniversitesi 3. Kısa Film Festivali, İkincilik Ödülü. 2010
Türkiye’nin Hatıra Defteri / Nebil ÖZGENTÜRK / ÇGD Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri, Mahmut Tali Öngören Ödülü. 2008
Unutma / 2009 / Pelin AYTEMİZ / Bursa İpek Yolu 4. Film Festivali, Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması, En İyi Film Ödülü. 2009
Üç / 2009 / Ayşegül YAZMACI / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Jüri Özel Ödülü. 2010
Yabancı / 2009 / Bilal ÇAKAY / Manisa Altın Üzüm Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Yağgiller / 2010 / Orçin UZUN / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Teşvik Ödülü. 2010
Yanılgılar / Yeliz Altın / İKFD 6. Ulusal Kısa Film ve Öykü Yarışması, Kurmaca Dalı, Jüri Özendirme Ödülü. 2007
Yasak / 2009 / Fatih ÇELİK / Büyüyen ve Gelişen Türkiye AKP Kısa Film Yarışması, Mansiyon Ödülü. 2010
Yasak Elma / 2009 / Tayfur AYDIN / Büyüyen ve Gelişen Türkiye AKP Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2010
Yaşam İlk Aşk (Jiyan Evina Yekem) / 2010 / Bedirhan ŞAKCI / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Kurmaca Drama Dalı, Özel Ödül. 2010
Yaşayan Duvarlar / 2010 / Engin Can TANIŞIK / Rotary 2. Uluslararası Kısa Film Festivali, Jüri Teşvik Ödülü. 2010
Yazlık / 2009 / Eray MERT / İFSAK 30. Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Kurmaca Kategori, Mansiyon Ödülü. 2010
Yeşeren Düşler / 2010 / Hakan CİVELEK / Özel Çevre Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Teşvik Ödülü. 2010
Yırtık / 2010 / Tufan ŞİMŞEKCAN, Ali YILMAZ, Ozan SİHAY / Altın Kepenk Kısa Film Yarışması, En İyi Film Ödülü. 2010
Yokuş / 2010 / Gökhan EVECEN / Siirt Barosu 1. Ulusal Kısa Film Festivali, Birincilik Ödülü. 2010
Yolcu / 2010 / Sinan İPEK / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Birincilik Ödülü. 2010
Zaaf / 2010 / Miray KUYUMCU / Osmaniye Özgür 5. Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Üçüncülük Ödülü. 2010
Hayri ÇÖLAŞAN
http://www.kameraarkasi.org
hayri.colasan@gmail.com
ÖĞRENCİ KISA FİLMLERİ NEDEN BERBATTIR?
İnternette epeydir dolaşan bir yazı. Kimin yazdığını belli değil sanırım. Biraz kısaltılmış bir çevirisini yapmaya çalıştım. Bayağı eğlenceli, film yapma niyeti olanlara da yararlı olacaktır tahminimce. Yani, hem güldürüyor, hem düşündürüyor.
Kaydırma + Zum
Yani, zum yaparken kamerayı geri kaydırmak… Ya da tersi… Ortadaki nesne aynı boyutta kalırken arka plan değişir. En yaratıcılıktan uzak ve kabak tadı vermiş numaralardan biri. Filminizin “ben bir öğrenci filmiyim” diye bağırmasından başka bir işe yaramaz. Hitchcock, Vertigo’da kullandı, Spielberg Jaws’ta kullandı ama artık yeter.
Acı Çeken Sanatçı Filmi
Hikaye şöyledir: Bunalımlı bir sanatçı (yazar, sanatçı, heykeltraş veya müzisyen; ama %90’ında yazar), bir tür iç çatışma halindedir (bir akrabası ölmüştür, kitap yetişirmeye çalışıyordur falan). Bu rencide ruh, bir ilham kaynağı ile karşılaşır (güzel bir kadın, yaşlı bir bilge, büyülü bir zamazingo falan), bu da kahramana bir tür aydınlanma yaşatır ve yaratıcı bunalımını aşar (kitabını veya resmini bitirir, ilham perisinin heykelini yapar falan). Acı Çeken Sanatçı filmi, genellikle “kendiyle boğuşan adam” hikayesidir, ki izleyeni ilk iki dakikada uyutacağı garantidir. Bu filmlerin bir ayırt edici özelliği de, kahramanın en az bir dakika boyunca (genelde sigara içerekten) boşluğa baktığı sahnedir.
Aşırı Yavaş Diyalog
Bir öğretmenim bir keresinde bana, “bir saniyelik gerçek zaman, üç saniyelik film zamanına denktir” demişti. Akılda tutmak lazım. Öğrenci filmlerinde dikkatinizi çekmiştir, iki cümle arasında hep gereğinden uzun bir boşluk vardır. Neden böyle yaparlar, bilinmez. Ortalama bir “gerçek” filme baktığınızda, genelde diyalogların çok hızlı olduğunu görürüz. Çünkü insanlar, konuştuklarından daha hızlı anlayabilirler. Ayrıca bu yavaş diyalog, senaryodaki kötü bir repliğin etkisini arttırır. Bir sonraki replik gelene kadar geçen sürede, kötü replik, bir osuruk gibi havada asılı kalır.
Rüya Sahneleri ve Geri Dönüşler
Eğer öğrenci filminin Kung Fu’nun bir bölümü gibi görünmesini istemiyorsan, rüya sahneleri ve geri dönüşlerden uzak dur, Çekirge. Bir rüya sahnesi genelde, “karakter hakkında bilgi vermek için aklıma daha iyi bir şey gelmedi” demektir. Komik rüya sahneleri hariç. Onlar serbest.
Kötü Ses
Görüntüsü çok güzel bir film yapabilirsiniz, ama ses kötüyse, film de kötü olur. Kötü ses kadar öğrenci filmini mahveden bir şey yoktur. Tamam, bütçeler kısıtlıdır, ama çoğu öğrenci yönetmen, görüntüye verdiği önemi sese vermez.
“Bakın, ben yönetmen oldum” çekimleri
Örnekleri arasında, akvaryumun arkasından çekim, nedensizce tepeden çekim, kamerayı yamuk tutarak çekim falan vardır. En meşhuru da “buzdolabının bakış açısı” çekimidir, yani kamerayı buzdolabının içine, çöp kovasına, tuvaletin içine falan koyarak yapılan çekim. Tamam, hevesinizi almak istiyorsunuz, ama çok dandik görüneceğini unutmayın.
Yanlış Oyuncu Seçimi
• Filmdeki arzu nesnesi olarak kız arkadaşınızı oynatırsanız, seyirci bunu fark eder.
• Tabii bir gudubeti süper model gibi göstermeye de çalışmayın.
• Dengesiz çiftler… Seyirci, siz öyle istemediğiniz halde, “bu kızın bu adamla ne işi var” diye düşünmesin.
• Yaşlı karakterleri arkadaşlarınıza oynatmayın. Saçları beyazlatmak için bebe pudrası kullanıp takma sakal takarak altından kalkamazsınız.
• Yeri gelmişken söyleyelim. Birilerini sırf seksi oldukları için oynatmayın. Bu genellikle genç erkek yönetmenlerin yaptığı bir şeydir. İster itiraf etsinler, ister etmesinler; sırf beğendikleri bir kızla bir süre takılmak için, güzel kızlara rol yazarlar. Genellikle senaryo bu kızın açık saçık giyinmesini ya da çıplak olmasını gerektirir. Böylece abazan yönetmenimizin fantezileri şenlenir. Film yapıyorsunuz, bikini yarışması değil… Eğer derdiniz başkaysa, hiç ayak altında dolaşmayın.
Kaş-Göz Oynatmak Aşırı mimikler, deneysel tiyatroda ya da pandomimde işe yarayabilir, ama filmde olmaz. Yalnızca, eğer karakterler ilk dört dakika içinde seks yapıyorlarsa, kabul edilebilir.
“Hiçbir Şey Olmaz” Filmi
Çok sık rastlanan bir kötü öğrenci filmi tipi. Genelde, bir baş karakterin, çevresindekilerle hiçbir yere varmayan konuşmalar yapması şeklinde cereyan eder. 45 dakika hiçbir şey olmaz. Sonda bir anda nereden geldiği belli olmayan şekilde heyecan yükselir ve her şey bir sonuca bağlanmaya çalışılır. Ama o ana kadar herhangi bir çatışma ya da merak uyandıracak bir şey olmadığı için, seyirci uyumuştur ve finali kaçırır. Bu filmlerin en yaygın temaları “çocukluğuma ait hiç kimsenin umurunda olmayan tatlı anılar”, “yaşamdan, yaşamın kendisinden daha sıkıcı bir kesit”, “tanıdığım komik insanlar” gibi şeylerdir. Yaklaşık yarısında alkolik ve yalnız bir anne veya baba vardır.
Kameranın İçine Yürüyen Karakter
Bir karakter kameraya doğru yürür ve objektifin içine girer, görüntü kararır. Arkasından da kameradan uzaklaştığını görürüz. Aman ne büyük buluş!
Video Efektlerinin Aşırı Kullanımı
Eğer hikayenizi anlatmak için gerçekten bir işlevi yoksa, efektlerden uzak durun. Sırf biri sizi Avid’in önüne oturttu ve elinizin altında bir sürü efekt var diye kendinizi onları kullanmak zorunda hissetmeyin. Amacınız, güzel bir film yapmak. Tabii cinelook ya da renk düzeltme tarzı efektleri bunun dışında tutmak lazım. Ayrıca bindirmelerden mümkün olduğunca uzak durun, bir anlamı olmadıkça kullanmayın. Kesmeyle aynı şey değildir.
Dramatik Sigara
Kahramanımızın bir derdi vardır. Ne yapar? Bir sigara yakar. Tamam, insanlar sıkkın olduklarında bir sigara yakabilirler, ama bunu anlatmak için daha özgün bir şeyler de bulabilirsiniz, değil mi?
Aynadan Çekim
Yanlış anlamayın, aynadan çekim yerinde kullanıldığında iyi bir etki yaratır. Ama öğrenci yönetmenler, bunun gibi pek çok tekniğin suyunu çıkardıkları için, aynadan çekim, doğrudan “kötü öğrenci filmi” sinyali verir. “Süper! Kadın el aynasını masanın üstünde koymuştur, böylece arkada duran kocasını da görürüz, hem de aynı karede! Aman Allahım, ne kadar dahiyim!”
Anlatıcı Ses
Hikayenizi anlatmak için aksiyon kullanmamanın kötü bir bahanesi… Öğrenciler anlatıcı sese bayılırlar, çünkü karakteri ve filmin dünyasını anlatmak için ilginç bir sahne düşünemeyecek kadar tembeldirler. Anlatıcı ses, ucuz durur ve sıkıcıdır. Eğer hikayenizi anlatmak için aksiyon kullanmak istemiyorsanız, film okulunda ne işiniz var? Gidin kitap yazın. Film yapıyorsanız da, anlatıcı sesi çok dikkatli kullanın.
Bitmek Bilmeyen Bitiş Jeneriği
Anladık, filminizi çok seviyorsunuz ve teşekkür etmek istediğiniz çok insan var. Ama bu film, bir gösterimde on tane film izleyecek insanlara gösterilecek. Filmin kendisinden uzun süren bitiş jenerikleri görmüşlüğümüz vardır. O yüzden şunları aklınızda tutun:
1) Yazılar hızlı aksın. Bayağı hızlı aksın.
2) Karakterler küçük olsun.
3) Ekibin her üyesinin adı ekranda tek başına görünmek zorunda değildir.
4) Aile ağacınızın tamamına ismiyle teşekkür etmeniz gerekmez.
Aşırı ve Gereksiz Küfür
Niye? Çünkü gangsterler sert adamlardır. Çünkü Rezervuar Köpekleri’ne bayıldınız. Çünkü herkese ne kadar sistem karşıtı falan olduğunuzu göstermek istiyorsunuz. Hadi oradan!
Sahne Bir: Kahramanımız uyanır.
Bir filmi, çalar saatin çalmasıyla başlatmak kadar baştan aşağı kötü bir fikir yoktur. Biri saati susturur. Uyanır. Esner. Arkasından “Aman tanrım, geç kaldım!” şeklinde bir replik gelir. Tamam, anladık. Ama neden bu kadar çok görüyoruz bunu.
Kabak Tadı Veren Konular
Birisi eşcinseldir (ya da cinselliğini sorgulamaktadır). Birisi ölmektedir. Birisi uyuşturucu kullanmaktadır (hiç kimse filminizde esrar ya da eroin gösterecek kadar cesur olmanızı umursamaz, tabii biri eroini gözüne enjekte ediyorsa, o başka). Birinin annesi ölmektedir. Birisi, bir başkasını takip etmektedir. Genç gangsterler. Yaşlı gangsterler. Duygusal çocuk kendisini sevmeyen bir kızı sever. Birisi AIDS olmuştur. Ucube kahramanlar (birisinin sırtından çıkan üçüncü bir kolu vardır, ama sonunda onu seven üç kollu bir kız bulur). Birisi banyo küvetinde ölür (temizlemesi ne kadar kolay, değil mi?). Eski korku ya da karate filmleriyle dalga geçmek. Birisi şehirde dolaşıp çevresine bakınır. Sokak fahişesi, onu kurtarmak isteyen bir adam bulur. Çocuklar göründükleri kadar masum değildirler (evet, biliyoruz). Kötü evlilik. Tecavüz. Tek yumurta ikizleri. Ve nihayet en popülerleri: İntihar.
Son Söz:
Sanatta kural yoktur. Ama aslında vardır. Size paradoks gibi görünebilir. Kalbinizden ne geçiyorsa onu yapmakta serbestsiniz tabii. Ama aklınızda bulundurun, işin tekniğini bilmeden sanat yapmaya çalışmak genellikle sizi anlaşılmazlığa ve kendini beğenmişliğe götürür. Ama birçok insan da David Lynch’i sever.
Afşin Kum, 8 Nisan 2011
NOT: http://www.afilifilintalar.com adlı siteden alıntıdır…
ULUSAL SİNEMAMIZDA KISA FİLMİN YERİ
* Türkiye’de kısa film, amatör film ya da öğrenci filmi gibi değerlendiriliyor.
Aslen nedir kısa film?
Filmler sürelerine göre üç ana sınıfa ayrılıyor. Ticari sinemalarda görmeye alıştığımız filmlerin süresi yaklaşık 120 dakika. Bunlara “Uzun Metraj” filmler diyoruz. Süresi 50-60 dakika olan filmlere “Orta Metraj” filmler deniliyor. Bunlar genellikle dizi filmler ve belgeseller oluyor. “ Kısa Film” ise, süresi yarım saatin altında olan filmlere verilen genel bir ad.
Başarılı bir kısa film çekmek sanıldığından daha da büyük bir emek,birikim ve zekâ gerektiriyor.
Bir kısa film tasarlarken alışıldık öykülerin, dramatik yapının dışına taşmak gerekiyor.
Dünya genelinde baktığımız zaman 7-8 dakika olan çalışmaların kısa film olarak daha öne çıktığını, daha fazla akılda kaldığını görüyoruz. Filmin süresi kısaldıkça yönetmenin işi daha da güçleşiyor. Bu güçlüğü aşabilmiş ve nitelikli bir çalışma ortaya çıkarabilmiş yönetmenlerin festivallerde başarı elde etme şansı oldukça yüksek. Filmin süresi uzadıkça anlatılan konu ve anlatım şekli giderek uzun metraja öykünmeye başlıyor ve ister istemez kısa metrajın anlayışından uzaklaşılıyor. Kısa filmin süresi çok sınırlı olduğu için klasik anlamda dramatik bir yapı kurmak, öyküyü bilindik olaylar zinciri üzerinden geliştirip sonuca bağlamak filme zarar veriyor.
*Türk sinemasında kısa filmin yeri nedir?
Türkiye’deki ve dünyadaki kısa film olgusu üzerine bilgi verir misiniz?
Ülkemizde üretilen kısa filmlerin büyük bir çoğunluğunu öğrenci filmleri oluşturuyor. Bunlar gerçek anlamda, kısa film anlayışı ile örtüşen filmler değil. Birer etüd çalışması ve koşullar uzun metraja olanak vermediği için filmler kısa. Yönetmenin düşüncesinde yarattığı ve geliştirdiği bir kavramın arıtılmış sonuçları değil. Ama bu çalışmaların içersinde de yer yer başarılı ürünlere rastlıyoruz. Asıl olan, sinema ve kısa film tutkusu olan yönetmenlerin, kendi istek ve organizasyonları ile filmler üretmeleri. Dünyanın artık birçok ülkesinde kısa film bir sektör olarak kabul ediliyor ve çok ciddi destek görüyor. Sadece kısa filmlerin gösterildiği çok büyük festivaller var. Burada kısa film pazarları kuruluyor. Dağıtımcılar ve TV kanalları kısa filmler satın alıyor.
Ulusal sinema merkezleri tarafından ülkelerinde kısa filmler üretilmesi ve dağıtılması için yüksek miktarda parasal fonlar oluşturuluyor.
Ulusal sinemamızda da artık, kısa film adı çok sık geçen bir sektör olmaya başladı. Biz yıllar önce kısa film yarışması düzenlediğimizde sadece üç film başvurmuştu. Bugün bu sayı çok arttı. Eskiden uzun metraj film çekebilmek için setlerde dolaşmak, asistanlık yapmak, film çekmeyi öğrenmek gerekiyordu. Bugün ülkemizde uzun metraj film çeken yönetmenlerin nerdeyse yüzde doksanı kısa filmler çekerek kendi sinema dilini oluşturmuş kişiler. Bir şeyler değişiyor. Ama yine de ülkemizde kısa filmin beklenir düzeyde olduğunu söylemek çok güç. Yeterince ciddiye alınmıyor ve desteklenmiyor. Bu eksiklikler nedeniyle de filmlerimiz ne yazık ki dünya genelinde ses getiren çalışmalar olamıyor. Cannes film festivaline seçilen, Nuri Bilge Ceylan’ın “Koza”, Belma Baş’ın “Poyraz” isimli kısa filmlerinde olduğu gibi yer yer kişisel çabalarla uluslararası atağa geçiyoruz ama bu devamlı ve kurumsal bir varlığın sonucunda olamıyor.
* Yurt dışında hayatı boyunca sadece kısa film çeken yönetmenler var. Ancak Türkiye’de kısa film geçiş aşaması gibi değerlendiriliyor. Konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Sinema sektörünü körükleyen bir yapıya sahip mi? Yoksa kısadan uzuna bir atlama alanı mı?
Kısa filmin bence en önemli özelliği, özellikle gençlerin sinema sanatından pay alabilmelerine olanak sağlaması. Çok büyük bütçeler ve ekip gerektirmediği için kotarılması daha kolay. Özellikle son yıllarda gelişen dijital teknoloji üretim koşullarının niteliğine ve bütçesine büyük kolaylık getirdi. Gösterim olanakları da giderek genişliyor. Ama tüm bu koşullara karşın salt kurmaca kısa film çekerek bir sanatçının ekonomik yaşamını sürdürmesi oldukça zor. Dünya genelinde de bu böyle. Kurmaca kısa film çekenler bir süre sonra ya bu işin peşini bırakıyorlar ya da TV, reklamcılık, uzun metraj gibi başka sektörlere geçiyorlar. Ama kısa film öylesine keyifli bir üretim alanı ki, birçok ünlü yönetmen onca uzun metrajdan sonra tekrar kısa filmler çekiyorlar. Bizde de örneğin Ahmet Uluçay yeni bir kısa film çekti. Bildiğim kadarıyla Reha Erdem de hazırlık yapıyor. Yeşim Ustaoğlu’nun da projeleri var. Kısa metrajın sadece bir atlama tahtası olmadığını bu örneklerle de çok net olarak görüyoruz.
* Kısa film Türkiye’de dün nasıldı, bugün nasıl, yarın nerede olacak?
Kalite de bir artıştan söz edebilir miyiz?
Eskiden kısa filmler süper 8 veya 16mm sinema kameraları ile çekiliyordu. İyi film yapabilmek çok zor ve pahalı bir işti. Özellikle kurgu, seslendirme ve kopya çoğaltma işlemlerinde ciddi sorunlar yaşanıyordu. Sonra basit video kameralar çıktı. İş biraz kolaylaşır gibi oldu ama teknik sorunlar yine de tam olarak aşılamadı. Görüntülerde çizikler oluşuyor, ses tam anlaşılamıyordu. Son dönemde dijital tekniğin gelişmesi ve yaygınlaşması bu sorunları da ortadan kaldırdı. Dijital kameralar ve bilgisayar ortamında yapılan kısa filmlerin niteliği arttı. Ama bu artışın nicelikle tam olarak örtüştüğü söylenemez. Düşünce ve yaratıcılık açısından hala sancılı bir dönem geçiriyoruz. Yani kâğıdın ve baskının kalitesi arttı ama içerikte beklenen düzeye ulaşılamadı. Yine de olumluya doğru bir gidiş gözlemleyebiliyoruz. Festivallerde izlediğimiz çok başarılı çalışmalar da var.
* Türkiye’de uzun yıllar yatırım yapılmayan bu alana son zamanlarda büyük firmalar da dâhil oluyor. Bunun sektörel gelişmeye bir faydası var mı?
Ne yazık ki yok. Çünkü yaklaşım doğru değil. Sermaye kesimi kısa metraj filmleri kendi tanıtımını yapmak için bir araç olarak kullanmaya başladı. Geniş bir gençlik kesiminin bu alana duyduğu ilgiyi ( kendi açısından belki de haklı olarak), reklam malzemesi olarak değerlendiriyor. Yarışmalar düzenliyor ve dağıttıkları düşük parasal ödüller karşılığında birçok filmin ücretsiz olarak gösterim hakkını alıyor. Ödül alan film dışındaki filmlere gösterim ücreti ödemeden programlar yapıyor. Bu yaklaşım ülkemizde kısa film çalışmalarını ne yazık ki bir adım öteye taşıyamıyor. Yıllardır hiçbir karşılık beklemeden çok başarılı şekilde yarışma ve festival düzenleyen kurumlar var. Büyük güçlüklerle ayakta duruyorlar. Onlara destek olunması çok daha samimi ve doğru bir tavır olur diye düşünüyorum. Yada daha proje aşamasında kısa filmlere sponsor olsunlar. Üretime katkı versinler. Bu alanda büyük sıkıntı yaşanıyor. Bence bir kısa filme 15 bin, 20 bin dolar gibi desteklerden söz etmeliyiz artık. Dünya kısa film dünyasında, ülke olarak yer alabilmemiz için ulusal sinema merkezine ve bu tür desteklere gereksinim var.
* Kısa film nasıl bir söyleme sahip?
Bağımsız ve özerk oluşu onun söylemini güçlendiriyor mu?
Kısa film yönetmeninin bağımsız oluşu üretime çok büyük bir ayrıcalık tanıyor. Her şeyi gönlünüzce gerçekleştire biliyorsunuz. Çünkü en başta gişe kaygısı yok. Para kazanır mıyım endişesi yok? Ticari sinemanın ele almaya cesaret edemediği konuları işleyebilir, denenmemiş sinema tekniklerini, anlatım şekillerini kullanabilirsiniz. Oto sansür olmadığı sürece hiçbir engel yok.
Kısa Film yönetmenini bekleyen belki iki sorundan söz edile bilinir;
Birincisi uzun metraja geçmek amacıyla kısa film çekilmesi. O zaman uzun metrajın kısası olan, yeni bir şey söylemeyen, alışıldık sinema dilini kullanan kısa filmler ortaya çıkıyor.
İkincisi ise bulunabilecek sponsorların, senaryoyu beğenmeyeceği korkusu ile oto sansür uygulanması ve yaratıcılıktan ödün verilmesi.
Bu iki tuzağa düşülmezse, bağımsız ve özerk oluşu kısa filmin söylemine gerçekten büyük bir güç katıyor.
* Cumhuriyet Gazetesi için Röportaj: Zuhal Aytolun Eylül 2006