KISA FİLMDE NİCELİK PATLAMASI / NİTELİK EROZYONU
Dr.Serdar Karakaya-Muğla Üniversitesi
GİRİŞ
Kısa filmin uzun tarihine baktığımızda en başa, sinemanın teknik olarak bulunuşuna kadar gidilir. Çünkü sinema kısa filmle başlamıştır. 1940’lı yılların kısa haber ve belge filmlerinin sinemalarda vizyon filmi öncesi gösterimleriyle bir sinema türü olarak belirmeye başlayan kısa film 1960’lı yıllarda kabuk değiştirmeye, olgunlaşmaya başlamıştır. Tüm dünyada, özellikle kıta Avrupa’sında döneme damgasını vuran özgürlükçü düşünce ve toplumsal değişim rüzgarından etkilenen sinema bir ifade biçimi, karşı koyuş ve tavır olarak yeniden şekillenmeye başlamıştır. Egemen sinema söylemine karşı çıkan, yazamadıklarını, çizemediklerini, söyleyemediklerini sinemanın olağanüstü gücüyle anlatmaya çalışan muhalif, anarşist ve radikal sinemacı kuşağı ortaya çıkmıştır. Deneysel sinema, underground sinema, birer tür olarak bu dönemde var olmuştur.
Toplumsal, siyasal ve kültürel alanlardaki büyük değişim ve yenileşme arayışlarının etkisindeki bu yeni sinema anlayışını ve sinemacıları üretim açısından sınırlayan, zorlayan dönemin teknik koşullarıdır. Yapım ve yapım sonrası yüksek maliyetli 35 mm formata alternatif olarak ortaya çıkan 16 mm 8 mm ve süper 8 mm formatlar zorlayıcı teknik koşulları ve maliyetleri nispeten kolaylaştırmıştır. Buna rağmen, bu formatlar ham film alımı için belirli bir ön bütçe gerektiriyordu. Yanısıra, kısa filmciye proje süresini, plan tekrarlarını, mekan sayısını sınırlandırma gibi kısıtlamalar getiriyordu. Bu durum, kısa filmde yaratıcılığı zorlayan teknik koşullar olmakla birlikte dikkati ve özeni de beraberinde getirmiştir. Kısa filmci, ciddi bir proje çalışması, iş planlaması, ön araştırma gibi ayrıntılara özel önem vermek zorunda kalmıştır.
Bu koşullar içinde gelişen kısa film türü seksenli yıllarda Avrupa sinemasının çok önemli birkaç yaratıcı yönetmenini yetiştirmiştir. Bununla birlikte, pop-art’ın öncüsü deneysel filmci Andy Warhol gibi, Alman kısa filmci Werner Nekes gibi, kısa filmden vaz geçmeyen, kısa filmi bir sinema formu olarak benimsemiş yönetmenler de varlığı sürdürmüştür, sürdürmektedir.
Türk kısa filmciliğinin çok parlak olmayan geçmişinde batılı kısa filmcilere özenerek ciddi çalışmalar ortaya koymuş, kalıcı etkiler bırakmış kısa filmci sayısı ve kısa film etkinliği oldukça azdır. Altmışlı yıllardan Boğaziçi Üniversitesi Sinema Klübü etkinliği olan Hisar Kısa Film Yarışması, 1983’e kadar süren Antalya Altın Portakal Kısa film kategorisi, İfsak etkinlikleri, Adana Altın Koza, seksenlerde, Arıburnu Ödülleri, Ankara Film Festivali bünyesindeki yarışmalar hatırlanabilir. Uzun metraja geçerek Türk sinemasının yüz akı filmler çekmiş Ali Özgentürk, Yavuz Özkan, Muammer Özer, Ersin Pertan kısa film kökenlidir.
HERKES KISA FİLMCİ..
Doksanlı yıllara kadar azalarak varlığını sürdüren 16 mm ve 8 mm pelikül formatlar yerini manyetik banta bırakarak kısa filmcinin evreninden tamamen uzaklaşmıştır. Önce betamax, Hi8 ve türevleriyle son dönemde ise DV ve türevleriyle yepyeni bir dönem başlamıştır. Ucuz, banyo, laboratuar işlemi gerektirmeyen, her yerde bulunabilen DV format bu dönemin vaz geçilmezi haline glmiştir. Kısa film çekmek artık yüklü bir maliyeti gerektirmemektedir. Kameralar kolayca edinilebilr fiyatlara inmiştir. Satın alınamıyorsa bile düşük kira bedeliyle veya ödünç bulunabilir. DV formatın bir diğer avantajı kurgunun bilgisayarda hızlı ve kolay yapılabilmesidir. Yeterli donanıma sahip bir bilgisayar, görüntü yakalamak için bir ara birim kurgu aşamasını son derece kolay hale getirecektir. Bilgisayar ortamında kurgu Apple Mac tabanlı ve PC tabanlı olmak üzere son kullanıcının masasındaki yerini almıştır. Final Cut Pro, Adobe Premiere Pro, Edius gibi kurgu yazılımları içerdikleri zengin geçişler, Real Time olanağı, düzeltme ve görsel efektler alt yapısıyla kurguda zaman kazanımı ve nitelikli sonuç sağlamaktadır.
Tüm bunlar için gereken toplam maliyet, sinema eğitimi alan ve proje filmleri üretmesi gereken sinema öğrencisinin, bir kısa filmcinin altından kalkamayacağı tutarlar değildir. Kısa film çekenlerin sahip olduğu imece duygusu, birbirini destekleme geleneği tüm bu teknik kolaylıkla birleşince..
DV formatın henüz yeni olmasına karşın bir üst versiyonu olan High Defination (yüksek tanımlı) televizyon formatı görüntünün yeni kralı olmaya adaydır. Peliküldeki gerçeğe yakınlık duygusu HD ve türevleri tarafından neredeyse yakalanmak üzeredir. Dağıtım, gösterim, salon bulma, vergilendirmeler, gerekli yasal belge düzenlemeleri kısa filmcinin evreninden uzak olgulardır. Asıl hedef festivallere, toplu gösterilere, yarışmalara katılmak, sesini duyurabilmektir.
PEKİ YARATICILIK?
İşte sorun bu..Bu kadar kısa filmin çekildiği, yarışma ve festival organizasyonlarının sayısının arttığı ortamda sinemasal anlatı, yaratıcılık ve kalıcılık ne durumda? Altmışlı yılların kısa filmcileri çektikleri filmleri (ülkemizdekiler dahil) bir sinema düşüncesi üzerine kurarken bugün çekilen kısa filmlerin çoğunda endişe verici bir özensizlik ve acelecilik hakimdir. Kısa filmdeki bu üretim patlamasına birkaç örnek vermek gerekiyor:
Kaynaklara geçmiş filmlere 1981 yılından başlayarak göz attığımızda yıllara göre üretim şu şekilde gerçekleşmiştir; 1981 yılında sadece bir film çekildiği saptanmıştır. 1990 yılına kadar geçen sürede 112 kısa film kayıtlara geçmiştir. Bunların büyük çoğunluğu 16 mm ve 8 mm pelikül formattır. 1991 yılından başlayarak video formatın ağırlığı artmaya başlamıştır. 1991-1993 arası çekilen toplam 187 kısa filmin ezici çoğunluğu videodur. 1994-2004 arası çekilen ve kayıtlara giren filmlerdeki genel artış ve formatlarının tamamının video oluşu açık biçimde göze çarpar. Bu listeye kayıtlara girmemiş çalışmaları da katarsak ortaya ciddi bir toplam çıkacaktır.
1994: 15
1994: 23
1995: 17
1996: 12
1997: 24
1998: 20
1999: 36
2000: 43
2001: 67
2002: 84
2003: 78
2004: 102
2005: 56 (şu ana kadar)
Bu telaşın, özensizliğin içinde sayısı az da olsa eli yüzü düzgün, sinematografik anlatımının temel kurallarını uygulamaya çalışan kurmaca ve belgesel yapımlar da vardır. Ancak genel toplamın çokluğuna karşın nitelikli kısa film (kurmaca, belgesel, animasyon) oranı oldukça düşüktür.
Kısa film çekmek için yoğun uğraş verenler genellikle sinema-tv eğitimi alan ve gelecekte bu meslekte var olmayı planlayan genç öğrencilerdir. Bu öğrencilerin kısa film yapma serüvenlerinde temel çıkış noktası, bir sinema türü olarak kısa filmi tercih etmekten öte, yapacakları filmlerin gelecekte birer referans olabilmesidir. Buradaki açık hedef ve özlem uzun metraja geçmek veya reklam sektöründe yer almaktır.
Öğrencilerin dışındaki kısa filmcilerin perspektifleri de farklı değildir. Bir şekilde profesyonel olmak, dizi veya sinema filmi yapmaktır. Onlar için de kısa film bir sıçrama tahtası ve hazırlık dönemidir. Bu konuda birkaç bilinen örneği şimdi vermem yerinde olacak; Doksanların başına kadar kısa film festivallerinde adını duyduğumuz Mustafa Altıoklar, Yeşim Ustaoğlu, dizi yönetmeni Taner Akvardar, doksanlarda sinema eğitimini tamamlamış Serdar Akar, Kudret Sabancı, tamamen kısa filmden gelme Ahmet Uluçay akla ilk gelenlerdir.
Toplamda çekilen kısa filmlerin çoğunluğu sinemanın temel teknik kurallarından, estetiğinden, anlatım olanaklarından uzak, ezbere ve rast gele yapılmış işlerdir. Tematik yapı, konu, öyküleme, karakterizasyon, oyuncu yönetimi, sahneye koyma kriterlerinde boşluklar açık biçimde hissedilir. Kısa filmci bir filmle her şeyi alatam çabası içine girer, hiçbirşey anlatamama tuzağına düşer. Bir festivalde veya gösterimde yer alabilmek, gelecekteki olası büyük projeler için oluşturulacak öz geçmişlere birer satır fazla koyabilmek gibi amaçlar filmlerin ortaya konuş biçiminde kendini ele vermektedir.
Tüm bu yargılar fazla sert ve acımasız gibi görünebilir. Yüz akı kısa filmler, uluslar arası alanda ses getirecek çabalar, kalıcı işler de yok değildir. Yetersizdir. Ancak, çekilen her kısa filme övgüler düzmek, kısa filmcinin ayağını yerden kesecek, gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecektir. Ne kadar çok kısa film çekilirse kısa filmin evreni o kadar zenginleşir türünden kümülatif bir yaklaşım bizatihi kısa filme yapılmış bir haksızlık olacaktır.
SONUÇ
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında, sonuç olarak bakıldığında; kısa film kimine göre bir özgürlük alanı kimine göre bir geçiş dönemi..Her durumda önemli bir sinema çabasıdır. Otuz yıl önceki konumu ve misyonu ile bugün arasında farklar vardır. Tartışılmalı ve araştırılmalıdır. Bu farklılaşmanın en etkili belirleyeni görüntü teknolojisindeki olağan üstü gelişmelerdir. Bir nicelik patlaması yaşanmaktadır. Ancak filmsel içerik ve estetik düzey aynı oranda artamamıştır.
Bu aşamada, kısa film üretimini heveslendiren festival, yarışma ve benzer organizasyonların düzenleyicilerine büyük iş düşmektedir. Filmsel anlatıyı yücelten, estetik kaygıları, temel sinematografik değerleri barındıran çalışmalar yapılabilmesi için doğru yazılmış ve yüksek beklentiler içeren şartnamelerle yola çıkılmalıdır. Eşitlikçi eliminasyon sistemi, yüksek bütçeli, teşvik edici ödüllendirmeler, ciddi organizasyonlar zam içinde toplam kaliteyi etkileyebilecektir.
Nicel artışla nitel çözülüş arasındaki fark kapanmadığı sürece kısa film ve kısa filmciler için gelecek pek parlak görünmemektedir. Arsızca kullanılan teknoloji her alanı olduğu gibi sanat alanını da hırpalayıp ilerleyişini sürdürecektir.
KAYNAKÇA
Kaynar, Tarkan “Önce Kısa Film Vardı” Antrakt Yayınları Sinema Kitapları
Serisi 1, 1993 İstanbul
Kaliç, Sabri “Deneysel Sinemanın Kısa Tarihi” Hil Yayınevi, 1992
İstanbul
Etikan, Hilmi KISA FİLMİN SUÇU NE ? Milliyet Sanat Dergisi, sayı:534
Eylül 2003
ELEKTRONİK KAYNAKLAR
www.kisafilm.org
http://film.ilef.net
http://www.kameraarkasi.org
QUANTITY BOOM / QUALITY EROSION IN THE SHORT FILM
Dr.Serdar Karakaya-Muğla University
Introduction
When we look at the long history of the short film, we see hat it dates back to the technical invention of the cinema because the cinema started with the short film. Appearing as a type of movie as a result of short news and document films’ being shown before the film on the performance in 1940s, started to change and became more mature in 1960s. All over the world, particularly in European continent, cinema affected by the impacts of free thinking and societal changes which had a great impact in the era, started to be reshaped as a means of expressing ideas, resistance and controversial opinions. A new cinema generation who were opposing, anarchist and radical and attempting to express what they could not write, draw and say through the outstanding power of the cinema emerged. Experimental cinema, underground cinema were come into being in this era as a type of cinema.
What made the people who were involved in cinema business look for this new understanding of cinema was big changes seen in political and cultural fields and restrictions imposed on the production of the movie makers by the technical restrictions of the era. 16 mm 8mm formats emerged as alternative to 35 mm format causing big costs during the production and after the production of the film alleviated demanding technical conditions and decreased the high costs. Nevertheless, these formats required a particular pre-budget for the purchase of the raw film. Moreover, It imposed restrictions on the short film maker with regards to the time of the project, repetition of the plan, and the number of the places to be used. This brought about the care and attention together with the demanding technical conditions. The short film maker had to pay special attention to details such as a conducting a serious project, work planning, and pre-search.
Short film genre developed under these conditions generated several very important creative director in 1980s. In addition, directors such as pioneer of the pop-art, experimental film maker Andy Warhol, German short film maker Werner Nekes, who never give up making short films have sustained their existence.
In the not very bright past of the Turkish short film making, there were very few short film makers who did great jobs and caused lasting impact, and very few short-film related activities. The short film-related activities that can be remembered from the past include Hisar short film competition held by Boğaziçi University in 60s, short film category involvrd in Antalya cinema festival until 1983, İfsak short film activities, Adana Altın Koza, Arıburun awards and competitions organized in Ankara film festival in 80s. Ali Özgentürk, Yavuz Özkan, Muammer Özer, Ersin Pertan, who started to make long films later, started their careers with short films.
Everybody is making short films..
Having been existent until 90s, 16mm and 8 mm formats were replaced by magnetic band and completely became obsolete for the short film maker. A new era began first with betamax and Hi8 and its derivatives and more recently with DV and its derivatives. Being cheap, easily available and not needing developing, DV format has become an indispensable part of this era. Making a short film is not expensive any more. The prices of film cameras are easily affordable. If it is not possible to buy them, they can be rented or borrowed. Another advantage of DV format is its rendering fast and easy assembly and editing possible. A computer with required software and hardware, and an interface to catch the view will make assembly and editing quite easy. Assembly and editing in a computer can be done through Apple Mac and PC based applications. Assembly and editing software programs such as Final Cut Pro, Adobe Premiere Pro, Edius result in time saved and quality in assembling and editing process with their rich transitions, Real Time, correction features and visual effects. All the expenses needed for all these things are not something which can not be borne by a cinema student having cinema education and expected to produce project films or by a short film maker. When the tradition of working in cooperation in short film sector is combined with these technical opportunities ….
Although DV format is considerably new, its superior version, High Definition, is a new candidate for the leading position in showing images. HD and its derivatives are about the give the sense of realness which was converged in standart films. Distribution, being on performance in cinemas, finding saloons, taxing, and legal procedures are concepts outside the universe of the short film maker. The main target is to participate in festivals, mass display, competitions and make their voices heard.
WHAT ABOUT CREATIVITY
This is the real problem… how is the state of expression, creativity and having lasting effect in an environment where a lot of short films are made, the number of festivals and competitions has increased ? In 60s, while the short film makers (including ours) grounded their films on a perspective of cinema, today, short films seem to be made with concerning haste and carelessness. A few examples should be given about this boom of short film production:
When we review the sources and past films produced since 1981, the production by year is as follows: in 1981, only one film was made. From 1981 to 1990 112 short films were recorded. Most of them are 16 mm and 8 mm standart film format. From 1991 0n, the dominance of video format was felt. Most of the short films produced since 1991 are videos. And most of the 187 short films made between 1991 and 1993 are videos. The general increase in the number of the short films and their having video format can easily be recognised between 1994-2004. When we add those which are not registered in these lists, we get a huge sum of short films.
1994: 15
1994: 23
1995: 17
1996: 12
1997: 24
1998: 20
1999: 36
2000: 43
2001: 67
2002: 84
2003: 78
2004: 102
2005: 56 (up to now)
There are quality films among these produced with haste and carelessness. However, when compared to the total, the number of these quality products is very small. Those who are trying hard to make short films are usually young students who have cinema education and planning to have a place in the sector. The starting point of these students in their endeavour to make a short film is its being a reference in the future rather than their preferring short film as a type of cinema. The main target and desire here is to be transferred into long film or advertisement sectors.
Other short film makers also share the same perspective as students. their main purpose is somehow to be a professional and make a cinema film. For them short film is also a springboard a preparation period. Some well-known examples can be given here. Mustafa Altıoklar, Yeşim Ustaoğlu, , whose name we heard of by means of short film festivals in 90s, series director Taner Akvardar, Serdar Akar, Kudret Sabancı, who finished their cinema education in 90s are first to remember.
Most of the short films made are devoid of the basic technical rules, aesthetic, expression opportunities of the cinema, they are produced without much creativity and care. The shortcomings in thematic plot, story, depicting, characterisation, directing actors or actresses, and putting on performance are clearly seen. The short film maker attempts to express something with a short film, but he finds himself in the trap of not telling anything. The real purpose of the film, taking part in a festival or organisation and having one more reference for future career, can clearly be seen in the short film.
All these judgements can be seen a bit merciless and tough. Of course there are quality films in the sector. But they are not enough. However, praising every short film can make the short film makers very proud of themselves, and this may pose a threat to the development of short films. The opinion like the more short films are made, the better it will be for the short film sector may undermine the short film.
RESULT
In the light of all these, we can say that the short film is viewed as an area of freedom for some and stepping stone for others. In any case it is an important cinema attempt. There are differences between its mission and state thirty years ago and now. The most important determinant of this differentiation is outstanding improvements in the image technology. There is a quantity boom in the short films. However, the quality of content and aesthetic has not increased parallel to the number. Now, the organisers of festival, competition and similar organisations encouraging short film production has important role. They should have certain requirements considering depiction, aesthetic, and cinemagrofic values so hat quality products are encouraged. Over time, elimination system treating each product equally, organisations with high budgets, encouraging prizes, and serious organisations will improve the total quality.
As long as the gap between quantitative boom and qualitative deterioration does not close, the future seems to be not bright for the short film. Technology used carelessly, as in every field, will continue to improve by harming the field of art
References
Kaynar, Tarkan “Önce Kısa Film Vardı” Antrakt Yayınları Sinema Kitapları
Serisi 1, 1993 İstanbul
Kaliç, Sabri “Deneysel Sinemanın Kısa Tarihi” Hil Yayınevi, 1992
İstanbul
Etikan, Hilmi KISA FİLMİN SUÇU NE ? Milliyet Sanat Dergisi, sayı:534
Eylül 2003
Electronin References
www.kisafilm.org
http://film.ilef.net
http://www.kameraarkasi.org
yazar:
Dr.Serdar Karakaya-Muğla Üniversitesi



