cenkkoksal

Jinxy Jenkins, Lucky Lou

Ringling Sanat ve Tasarım Koleji mezunlarından Michael Bidinger ve Michelle Kwon, bir çok festivalden ödül aldıkları mezuniyet filmleri “Jinxy Jenkins, Lucky Lou”yu internette yayınladı.

 

 

Prodüktörlüğünü Sarah Kambara’nın yaptığı film, Trinity Animasyon Festivali’nden En İyi Film ve Seyirci Özel Ödülü, Blue Plum Animasyon Festivali’nden Eleştirmenler Özel Ödülü, Hamburg Animasyon Festivali’nden, Hamburg Animasyon Ödülü ve Seyirci Özel Ödülü’nü aldı.
Daha fazla bilgi için
Facebook
Tumblr

10286870_236772346514540_8934148332567372743_o

tumblr_n41tvnMHZ81tyddd7o1_1280

tumblr_n41tsmvNyG1tyddd7o1_1280

 

Film fikrini ilk oturttukları çalışma

tumblr_n4rvejyvXL1tyddd7o1_1280

 

Bir Ringling geleneği olarak, filmlere yapılan taklit posterlerin “Jinxy Jenkins, Lucky Lou” versiyonları:

tumblr_n4lcpa17jE1tyddd7o1_1280

10257662_239241266267648_3491597344706534896_o

tumblr_n4jjsq4G391tyddd7o1_1280

10275589_239965919528516_702637484682382812_o

10496204_262090273982747_5725722006680105002_o

 

Diğer ön hazırlık çalışmaları;

tumblr_n43hibtgiU1tyddd7o1_1280

tumblr_n41tx8XuCp1tyddd7o1_1280

 

tumblr_n41tyyOB6V1tyddd7o1_1280

tumblr_n43h9mii8d1tyddd7o1_1280

 

1512676_263114487213659_8926317832415654745_n

Özgür Aydoğdu ile Karakter Rigleme Üzerine…

Türkiye’nin en iyi karakter TD’lerinden Özgür Aydoğdu ile bir ropörtaj yaptık.

Ozgur_Aydogdu

Bize biraz kendinden bahseder misin?

Aslen Ankara’lıyım, ilkokul, ortaokul ve lise yıllarım hep Ankara’da geçti. Oldum olası teknik konulara, bilgisayara, programlama işlerine hep bir yatkınlığım, merakım vardı. Bu yüzden de üniversitede  Bilgisayar Mühendisliği’ni seçtim. Ama üzerine gidip Yazılım Mühendisliği master’ı yapıp, simülasyon yazılımı yapan bir şirkette işe de girince;, anladım ki bu kadar teknik işler bana göre değil. Mutlaka daha görsel işler yapmam gerektiğini düşünüp, daha önce de hep merakım olan modelleme, basit rig/animasyon işlerine daha fazla ağırlık vermeye başladım. İşten arta kalan zamanlarda hazırladığım portfolyo ile,  2006’da 1000 Volt Post Prodüksiyon’da işe girdim; ve böylece ben de sektörün merkezi  olan İstanbul’a gelmiş oldum. 5 yıl boyunca  1000 Volt’ta 3D Generalist olarak pek çok reklam ve sinema projelerinde çalıştıktan sonra, 2011 yılında freelance çalışmaya başladım. Bu süreçte Blinky Bill filminin ve Animation Mentor’un karakterler riglerini yaptım. 2012 Haziran’dan bu yana da  Anima  Istanbul’da, stüdyonun ilk uzun metraj animasyon filmi “Kötü Kedi Şerafettin” projesinde Lead Character Rigger olarak çalışıyorum ve bir yandan da Animation Mentor’a rigler yapmaya devam ediyorum. Bunun dışında sinemayı yakından takip etmeye çalışıyorum, fotoğraf çekiyorum.

3D işine nasıl merak sardın?

Kendimi bildim bileli sürekli bir şeyler karalarım, sektördeki çoğu kişi gibi benim de ortaokul-lise defterlerim sayfalarca animasyonlarla doludur (bir çoğunu hala saklıyorum:) 90’lı yıllarda Toy Story, A Bug’s Life gibi filmlerden çok etkilendiğimi hatırlıyorum.
Daha sonra ilk bilgisayarımı alınca, etrafımda gördüğüm her şeyi modellemeye başladım. Üniversite yıllarında ufak tefek 3D işleri yapan grafik ajanslarında çalıştım, bir yandan da yine freelance olarak mimari görselleştirme işleri için modeller yapıyordum.

Ozgur_Aydogdu_Extra

 Özellikle rigging’e yönelmen nasıl oldu?

Generalist olarak çalıştığım yıllarda işin hemen her aşamasında çalışma fırsatı buldum. Aslında, ilk başta daha çok modelleme ağırlıklı çalışıyordum, sonrasında bazı işlerde ufak tefek animasyonlar da yaptım, ancak bir şekilde- sanırım kendim de en çok ondan keyif aldığım için- zamanınımın çoğunu rigle geçirmeye ve  “rigci‘ olarak anılmaya başladım. Rigin bana göre keyifli tarafı işin hem sanat hem de teknik boyutunun müthiş bir buluşma noktası olması, sanırım kendimi rigging’e daha yakın hissetmemin en önemli sebebi de bu.
Bununla birlikte, fark yaratmak için dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi, burada da bir konuda uzmanlaşmanın faydasına inanıyorum. Bu yüzden her ne kadar Generalist olarak çalışmanın bana çok şey kattığına inansam da,  kendimi geliştirmek, zorlamak, daha farklı şeyler denemek için boş zamanlarımda kendi projemi, “Cenk”i yapmaya koyuldum. (Bu arada karakterin adının Cenk olması tamamen bir tesadüf. Konunun, o sıralar bütün gün yan yana çalıştığımız Cenk Köksal’la hiç bir ilgisi yok 🙂

 “Cenk” projesinde neleri hedefledin?

Projeye başlarken amacım, karakter tasarımından modellemesine, riginden animasyonuna kadar her adımı bana ait olan, uzun metraj kalitesinde bir karakterle kısa ve komik hikayeler anlatmaktı. Aslında zaman kısıtının ve çalışırken ettiğimiz diğer şikayetlerin olmadığı bir projede işi ne kadar ileri götürebilirim sorusunun cevabını arıyordum. Proje boyunca bilmediğim bir çok şey öğrendim, denemek istediğim ama fırsat bulamadığım bir sürü şeyi denedim ve baştan hiç aklımda olmayan bir çok özellik ekledim. Kişisel ve bağımsız projelerin bu yüzden çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Hazırladığım reel Vimeo’da yayınlandıktan sonra büyük ses getirdi, “How to Cheat in Maya 2013” kitabının konu anlatımlarında kullanıldı ve kitapla birlikte dağıtılmaya başlandı. Bunun dışında, ANOMALIA(*) animasyon yaz okulunda kullanıldı. Cenk’ten  sonra işin rig kısmına daha da çok ağırlık verdim ve sonrasında yurtdışından harika insanlarla, enteresan projelerde çalışma şansı buldum.

 

 

Sektördeki uzmanlaşma anlayışı hakkında ne düşünüyorsun?

Ben sektöre girdiğimde genelde bir kişi bir projeyi alıp başından sonuna kadar götürüyordu. Bu yöntem bazı özel durumlarda özellikle işveren için verimli olabiliyor ancak uzun vadede kalite için uzmanlaşmanın şart olduğunu düşünüyorum. Şu anda Türkiye’de durum eskisine göre çok daha iyi ve sektör yavaş yavaş uzmanlaşma anlayışına geçiyor. Bu, otomatikman çıkan işlerin kalitesini de olumlu yönde etkiliyor. Eğitim olanaklari da eskisine göre daha iyi durumda. Hem ülkemizde animasyon bölümlerinin sayısı artıyor hem de internet üzerinden çok spesifik konular üzerine, uzmanlardan online eğitim alarak insanlar kendilerini geliştirebiliyor.

Animasyon da yaptığını biliyoruz, bunun riglerine katkısı olduğunu düşünüyor musun?

Kesinlikle. Ben aslında işin her aşamasında bir şekilde çalışmış olmanın, kişinin uzmanlaştığı alana katkısı olacağına inanıyorum. Rig açısından düşünürsek, modellemeye hakim olmak lazım ki, doğru bir modelle çalışmaya başlayasın. Çünkü modelin kalitesi aslında otomatikman rigin kalitesini ve sınırlarını da etkiliyor. Bu yüzden modelcilerle aynı dili konuşmak, gerektiğinde modelde kendine göre düzenlemeler yapabilmek çok işe yarıyor. Aynı şekilde, rigi en sonunda animasyoncular kullanacağı için, animatörlerle sürekli iletişim halinde olmak, onların ne istediğini bilmek, onların kullanmaktan keyif alacağı, hem detaylı hem basit rigler yaratmak için bence çok önemli.

Animation Mentor gibi Dünyaca ünlü bir okulun yeni karakter ailesi “Tribe”ları da sen riglemişsin. Bu süreçten biraz bahseder misin?

Aslında süreç yine Cenk’ten sonra gelişti. Animation Mentor’un CEO’su Bobby Beck, Cenk’i izledikten sonra benimle yeni çıkaracakları “Tribes” karakterlerinin riglerini yapmam için iletişime geçti. Animation Mentor zaten benim hep takip ettiğim bir okuldu, Deisign’in karakter tasarımları ve proje de beni çok heyecanlandırdı. Böylece 1,5 yıl süren uzun ve keyifli bir süreç başlamış oldu.
Her karakterin kendine göre bazı zorlukları, ve özellikleri vardı. Bu nedenle hiç almadığım kadar revizyon aldım diyebilirim 🙂 Şaka bir yana, hem bu revizyonlar, hem de çalıştığım kişiler sayesinde bu projenin beni çok geliştirdiğine inanıyorum ve sonuçta da ortaya çok kaliteli işler çıktı. Öğrencilerin bu riglerle yaptığı animasyonları izlemekten çok keyif alıyorum. Bu arada bu riglerden iki tanesi (Stewart ve Squirrels) Animation Mentor tarafından bedava olarak dağıtılıyor, kullanmak isteyenler şu adresten indirip kendi animasyonlarına başlayabilirler.

 

Animation Mentor’un yeni karakter seti “Tribe”




 

Bu branşla ilgilenen genç arkadaşlara tavsiyelerin olur mu?

3D programlarını çok iyi öğrenmek, araçlara ve tekniklere hakim olmak, tutorial izlemek tabii ki çok önemli ama yaptığımız iş doğrudan görsel sanatlarla ilgili olduğundan, her animasyon sektörü emekçisi için bence en temel şey artistik gözümüzü sürekli geliştirmek. Bu yüzden hangi branş olursa olsun; renk teorisini, kompozisyonu bilmek, iyi olan bir işin neden iyi olduğunu anlamaya çalışmak, bol bol izlemek, takip etmek ve sürekli beslenmek görsel algımız için çok önemli. Günümüzde bütün sanat dalları birbirinin içine geçmiş durumda. Özellikle fotoğraf, sinema, heykel ve resimle çok şey paylaştığımızı düşünüyorum.
Rig özelinde, anatomi, modelleme ve topoloji kurallarını bilmek, animasyon prensiplerine aşina olmak ve çok tekrar eden işlemleri otomatik hale getirecek kadar scripting bilmek işleri kolaylaştıracaktır. Bunun dışında kişisel projelerin, kendi sınırlarını keşfetmek, geliştirmek ve yeni şeyler denemek için eşsiz bir fırsat olduğunu düşünüyorum.
Her işte olduğu gibi bu işte de başarılı olmak için tutkuyla çalışmak, yaptığın işten keyif almak ve kendini sürekli geliştirmek gerekiyor. Günümüzde artık internette bilgiye ulaşmak çok kolay ve inanılmaz sayıda kaynak var. Bu açıdan çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Animasyon Gastesi de Türkçe içerik konusunda önemli bir boşluğu dolduruyor, kendi adıma size teşekkür ediyorum.

(*) ANOMALIA her yaz Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen ve Animasyon dünyasının en büyük stüdyolarından  isimlerin gelip hızlandırılmış kurslar verdiği bir organizasyon, bu işle ilgileniyorsanız kesinlikle tavsiye edebilirim.

 

ozguraydogdu.com

 

 

Johnny Express

Güney Koreli hareketli grafik tasarımcısı ve animatör Kyungmin Woo’nun yönettiği ve AlfredImageworks stüdyosunda yapılan kısa film “Johnny Express” yayınlandı.
Filmde, uzay kargocusu Johnny’nin teslimatlarından birine tanık oluyoruz.

 

 

yyofftctxpyuycl9co9x

 

JohnnyExpress-6-360x240

Canlandıranlar Festivali Başlıyor!

10341449_275847535910460_5422570348702317926_n

2. Canlandıranlar Festivali; 23 Mayıs Cuma 19:30’da Beyoğlu Sineması’nda Alessandro Rak’ın “Mutluluk Sanatı” (The Art of Happiness) filminin galası ile başlayacak.

İstanbullu sinemaseverler 2. Canlandıranlar Festivali’nde 23 – 28 Mayıs tarihleri arasında 100’ün üzerinde filmle buluşacak. Festivalin bu yılki konuk yönetmeni ise İtalyan’ın animasyon alanındaki genç ve ödüllü yeteneği Alessandro Rak olacak. Festivalde, geçen yıl ölen, çevreci bir aktivist ve hayvan hakları savunucusu olarak da tanınan animasyon ustası Frederic Back’in filmlerinden oluşan bir seçki de yer alacak.

“Yüzden fazla film yüzde yüz animasyon” sloganıyla yola çıkan ve İtalyan ağırlıklı bir programı olan festivalde, Annecy, View, O!pla gibi dünyaca ünlü festivallerin seçkilerine de yer verilecek. Festival kapsamında konuk yönetmen Alessandro Rak’ın katılımıyla bir söyleşi de gerçekleştirilecek.

IMG_3946
Festivalin onur konuğu Alessandro Rak

Festivalin açılışı 23 Mayıs’ta Beyoğlu Sineması’nda yapılacak. Festival filmleri 24-25 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Modern, Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü, SAE Eğitim Enstitüsü İstanbul salonlarında ücretsiz olarak izlenebilecek. Başka Sinema işbirliğiyle Beyoğlu Pera ve Kadıköy Moda Sahnesi sinemalarında 24-28 Mayıs tarihleri arasında yapılacak gösterimlerin bilet ücreti ise 12 TL olacak.

Festival seanslarından birinde, Ankara Engelsiz Film Festivali seçkisinden alınan “Tepedeki Ev” filmi, görme ve işitme engellilerin izleyebilmesine uygun biçimde gösterilecek. Festivalde ayrıca yeni yerli animasyon filmlerinin en iyilerinden oluşan bir bölüm de yer alacak.

Canlandıranlar Derneği’nin İtalyan Kültür Merkezi, İstanbul Modern, Bahçeşehir Üniversitesi ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleştirdiği Canlandıranlar Festivali’nin medya sponsoru cnbc-e ve e2, iletişim sponsorları Publicis Modem, pointistanbul, Beyazperde, Öteki Sinema, Kültür Mafyası, Ekşi Sinema ve Arka Pencere, içerik sponsorları ise Radio Canada, Annecy, O!pla ve Puruli. Festivalin “Engelisz Gösterim” bölümünün sponsorluğunu ise Peugeot üstlendi.

 

Detaylı Bilgi

canlandiranlar.com
facebook
twitter
flicker

 

The-Art-of-Happiness

 

l-arte-della-felicita-alessandro-rak-

Mutluluk Sanatı (The Art of Happiness)

MITE

nite_02

 

Frankfurt’lu animatör Walter Volbers, 10 yıldır üzerinde çalıştığı “Mite” adlı kısa filmini yayınladı.

Film, hepimizin bir yerden hatırladığı o hotel koridorunda başlıyor ve beklenmedik yerlere gidiyor.
“10 yıl boyunca sürekli buna çalışmadım” diyor Volbers. Normal mesaisini yaptığı işten arta kalan vakitlerinde ve zaman zaman uzun aralar vererek bitirebilmiş filmini.
Tamamını XSI/Softimage’da yapmış, renderları ise Arnold’da almış Volbers. 10 yıl sonra “Mite’ın Dönüşü”nü görmek istiyorsanız, change.org’da başlatılan “Softimage’ı Kurtarın” kampanyasına imza atmanızı öneririm” diyor açıklamalarında.

 

 

Barış Atiker – Özgür Tasarımcılar

OTB_Kapak

26 Nisan Cumartesi günü, Kadıköy Yeldeğirmenin’nin sakin arka sokaklarında bulunan Tasarım Atölyesi Kadıköy, kısaca “TAK” diye bilinen yerde bir etkinliğe katılma şansı yakaladım. Yakaladım dediğim; herkese açıkmış da, benim yeni haberim oldu. Etkinlik, aslında kendisi de bir tasarımcı olan Barış Atiker’in başlattığı bir tanışma ve bilgi paylaşımı sempozyumu. Tasarım kavramıyla ilgilenen herkesin ilginç bulabileceği sunumların yapıldığı ve gelenekselleşmesi planlanan güzel bir organizasyon olmuş.
Bu kadar yararlı bulunca ve geç dahil olunca, daha çok bilgi almak için sözü Barış Atiker’in kendisine bırakmak gerektiğini düşündüm.

Bıraktım da…

Baris_Atiker_small1. Bize biraz kendinden bahseder misin?
Herkese merhabalar.  Bilkent ve Hacettepe Üniversitesi Grafik Tasarım bölümlerinde tamamladığım eğitimim sonrasında İstanbul’a zorunlu göç ile kariyerime çeşitli reklam, animasyon, dijital ve prodüksiyon ajanslarından sonra akademisyen olarak devam eden bir tasarımcıyım.

2. Hareketli Grafik / Motion Graphics nedir?
Hareketli grafikler, zaman temelli tasarım ürünleridir. Her ne kadar günümüzde popülaritesi artmış gibi gözükse de tarihçesi film jenerikleri üzerinden sinemayla büyük bir paralellik taşımaktadır. Adının hareketli olması yazı, sembol veya imge gibi tasarım öğelerinin fiziksel hareketinden çok zaman içinde değişmesiyle ilgilidir.. bu nedenle hareketli grafikler dinamik, zamansal, geçici gibi farklı kavramlarla da betimlenebilir.Bir tasarımın hareketli grafik olması için onun kurgulanmış bir ardışık imge dizisine sahip olması gerekir. Yani sokakta gördüğümüz mekanik tabeladaki afişin hareket etmesi onu hareketli grafik yapmazken aynı görüntü video olarak kaydedildiğinde hareketli grafik olarak tanımlanabilir.

Teknolojinin tasarıma olan etkisi hareketli grafikleri hayatımızın her alanına sokmakta.. Cep telefonlarımızdan buzdolaplarına, otobüs panolarından devasa bina cephelerine kadar ekran işlevine dönüşen her ortam hareketli grafikleri hergün daha da fazla görünür kılıyor.
İnsanların algısı durağandan çok hareketli olana yöneldiği için doğal olarak dikkat çekmek isteyen her ‘mesaj’ hareketli grafikleri bir araç olarak daha da yüceltiyor.

Bu bakımdan günümüzde tasarımcıların ve öğrencilerin giderek iştahını kabartmakla birlikte hareketli grafikler, Türkiye’de hem sektörel hem de akademik anlamda çok yeni bir kavram olarak bakılıyor. Bu durumu henüz sadece birkaç üniversitenin ders programında zorunlu/seçmeli ders olarak yer almasından da çok net görebiliriz. Elbette bunun iki temel sebebi var.. ilki bu alanda zaten sektörde yetişmiş eleman sayısının az/yetersiz olması; ikincisi de bu yetişen insanların çoğunda bir de akademik kariyer hedefinin olmaması…

Oysa tüm dünyada olduğu gibi bu alanda nicelikten çok nitelikli elemana büyük ihtiyaç var. Eğitim sistemimiz sürekli tek kalıp şablon nesiller yetiştirilmeye çalışırken, farklı disiplinleri bir araya sentezleyen ve ‘yaratıcılığı’ öne çıkartan hareketli grafikler çok sağlam bir kültürel, ekonomik ve sosyolojik bir altyapı gerektiriyor.

3. Bu alana nereden merak saldın?
Hareketli Grafikler aslında tam olarak içinde bulunduğum ruh halini temsil ediyor. Bazen fikrin bazen görüntünün estetiğini yaratıcılık ile bütünleştiren, çok katmanlı, çok sesli, çok disiplinli, çok boyutlu, anlık, öz, uluslarötesi bir kavram…yani bir meslek tercihinden çok bir yaşam biçimi benim için. Elbette grafik tasarımın kitlelere yön veren en önemli iletişim araçlarından biri olması da bu alana hayranlık duymamın en önemli nedeni..bu yüzden hem sektörel geçmişimde hem de geleceğe dönük projelerimde odaklandığım konu ‘Hareketli Grafikler’ oldu.Her tasarımcı gibi masaüstü tasarımlarla başlayan yolculuğum ikibinli yıllarda internetin çığ gibi yayılmasıyla etkileşimli tasarıma yöneldi. Bu sırada websiteleri için hazırladığım yazı canlandırmaları ben asıl ilgi alanım olan hareketli grafiklere yönlendirdi. İstanbul’a taşındıktan hemen sonra prodüksiyon alanında çalışma fırsatı bularak hem sektörde hem de akademik yolda aynı anda ilerlemeye çalıştım.

Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterlik Tez konularım doğal olarak hareketli grafikler oldu. Askerlik sonrası artık yola eğitim ağırlıklı devam etme kararını aldım ve aynı zamanda kendi bilgi ve birikimlerimi www.barisatiker.com/9078 hareketli grafik blogumda paylaşmaya başladım.

0014. Peki “Özgür Tasarımcılar” nedir?

‘Özgür Tasarımcılar’ benim 2010 yılında İstanbul Tasarım Bienali kapsamında katılmış olduğum bir workshop için ürettiğim projeydi. Sosyal sorunlara bir tasarımcı olarak çözüm üretmek için yola çıkarken önce kendime dönerek, uzun yıllar freelance tasarımcı olarak çalışmanın beraberinde doğurduğu ‘sosyal yalnızlaşma’ sorununu ele aldım.

Freelance tasarımcı olarak bütün gün/gece ekran karşısında dünyanın farklı şehirlerine tasarım yaparken ilham aldığım hiçbir tasarımcıyla aslında yüzyüze tanışmadığımı farkettim. Oysa facebookta 1000den fazla tasarımcıyla arkadaş görünüyor, çalışmalarını sıkı bir hayranlıkla takip ediyordum ama o tasarımcıları yolda karşımda görsem tanımazdım. Projem çok basitti, tasarımcıların yüzyüze gelerek hem iş deneyimi hem de mesleki tecrübelerini paylaşabileceği ve daha da önemlisi farklı disiplinlerden çok yetenekli tasarımcıların birlikte çalışabileceği bir platform oluşturmaktı.

Başlangıçta birkaç tasarımcı olarak yaptığımız buluşmalar diğer tasarımcıların da dikkatini çekince katılım giderek arttı. Bu buluşmalarda tanıştığım harika insanlarla birlikte sunum formatımız değişti, farklı disiplinlerden çok yetenekli / ödüllü tasarımcıların portfolyo sunumlarına daha çok ilgi olunca giderek büyüyen ve sadece sunum değil birlikte çalışmaya dönük etkinlikler de yapabileceğimiz mekanlara ihtiyaç duymaya başladık.

Halen ‘birlikte çalışma’ prensibiyle Elance.com, AtölyeIstanbul, Mixer ve Tasarım Atölyesi Kadıköy gibi harika platformlar ‘Özgür Tasarımcılar’ projesine destek vermekte. Etkinliklerimizi şimdilik www.facebook.com/ozgurtasarimcilar sayfasında duyuruyoruz ve çok kısa bir süre sonra ozgurtasarimcilar.com sitesi de yayına girecek.

5. Bu organizasyonu ileride nerelere taşımak istiyorsun?
İlk planda bu etkinlikleri sadece bir buluşma olarak değil aynı zamanda üretim ve eğitim platformu haline döndürmek, yani yetenekli tasarımcıların uluslararası freelance projelere yönlendirildiği, sürekli atölyelerin bulunduğu, yenilikçi tasarım çözümleri hakkında sürekli beyin fırtınası yapılan ve projeler üretilen bir platform hayal etmekteyim. Çünkü tüm dünyada yaratıcı endüstriler böyle serbest ve kolektif çalışmanın temel alındığı bir yapıya doğru ilerliyor.İkinci aşamada ise bu platformu Türkiye’nin diğer illerine de yaymayı amaçlıyorum, çünkü Eskişehir, Ankara, İzmir, Adana gibi büyük illerden buluşmalarımıza gelen gerçekten çok yetenekli tasarımcılar ve öğrencilerin hepsinin ortak ricası bu…

6. Genç tasarımcı adaylarına tavsiyelerin neler olur?

Aslında bu soruyla yaşlandığımı hissediyorum ama önemli olanın çok bilmek değil çok üretmek olduğunu farkettim. Bu nedenle en önemli özellik “uyum sağlamak” (adaptasyon). Yeni teknolojilere, yeni fikirlere, yeni ihtiyaçlara uyum sağlayarak onlara uygun yeni çözümler üretebilmek bir tasarımcıyı diğer mesleklerden farklı ve belki de daha avantajlı hale getirebilir. Çünkü hız çağımızın en temel sorunu ve herşey büyük bir hızda tüketiliyor.. Öğrendiğiniz bir yazılım 6 ay sonra kendini baştan aşağı değiştiriyor, iş akışları tek bir çizgiye indirgenirken yeni iş akışları ortaya çıkıyor, tüketici ‘üretici’ haline geliyor ve tüm bu süreçte tasarımcı hep bir adım önde olmak zorunda ve bunun için uyum şart.

Öte yandan tasarımı sadece teknolojiye indirgemek de en büyük yanlışlardan biri çünkü hız kavramı teknolojinin bir ilüzyonu. Oysa tasarım insanlıkla birlikte varolan bir kavram ve yaratıcılık olarak tanımladığımız iyi fikirler teknolojinin değil insan beyninin bir ürünü. Bu bakımdan tasarımcının dış dünyayla olan ilişkisi, kavramsal açıdan doğal olarak eserlerine de yansıyor. Yani iyi bir tasarımcı etrafındaki herşeyi diğer insanlardan farklı ‘görmek’ ve ‘anlamak’ zorunda..

Derslerimde tasarımların doğru ya da yanlış birer tercih olduğunu ve tüm tercihlerimizin bir sonraki tasarım sürecinde bize yol gösterdiğini anlatmaya çalışırım. Bu bakımdan tasarım öğrencilerini deney yapmaya, kopyalamak yerine çalmaya (orijinalini saklamaya) ve yaptıkları tasarımın sonuçlarına katlanmaya davet ediyorum.Son olarak tasarımı evrensel bir dil olarak görmek, tasarımın özünde yatan iletişim ihtiyacına en güzel cevabı veriyor. Dünyanın diğer ucundan bir tasarımcıyla aynı dilden konuşabilmek sizi günlük hayatın sığ problemlerinden bir nebze olsa kurtarırken; kendinizi daha büyük bir sistemin parçası olarak hissedip tasarımı sevmek, elbette bütün bu dediklerim için en büyük motivasyon kaynağı oluyor.

Düşüncelerimi paylaşma olanağı sağladığı için Animasyon Gastesi’ne çok teşekkür eder, herkesi bir sonraki buluşmamıza davet ederim.

Herkese ‘özgür’ tasarımlar diliyorum…
002
003

Ankara Engelsiz Filmler Festivali

AEFF_2014_Afis

ANKARA ENGELSİZ FİLMLER FESTİVALİ 2014

HERKES İÇİN SİNEMA

20-25 Mayıs 2014

Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu, Çağdaş Sanatlar Merkezi

Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu, Çağdaş Sanatlar Merkezi Geçtiğimiz yıl kapılarını sinemaseverlere ilk kez açan ve engeli olan ya da olmayan tüm sinemaseverlerin bir arada film izlemesine olanak sağlayan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, bu sene 20-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.

Türkiye’de görme, işitme ve ortopedik engellilerin erişebildiği ilk film festivali olan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, herkesin kültürel yaşama katılma hakkına sahip olduğu gerçeğinden yola çıktı, program ve yan etkinliklerinin tamamını görme, işitme ve ortopedik engelliler için erişilebilir bir altyapıda hazırladı. “Bir arada film izlemek mümkün” sloganıyla hareket eden Festival, fiziksel engellerin sinema deneyimini paylaşmaya engel olmadığını ortaya koydu.

Sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile
Festival’de tüm filmler görme engeli olanlar için sesli betimleme, işitme engeli olanlar içinse işaret dili ve ayrıntılı altyazı eşliğinde gösteriliyor. Engeli olmayan seyirciler ise Festival stantlarından edindikleri kulaklıklarla filmleri takip edebiliyorlar. Festival’de yönetmen ve film ekipleriyle yapılan söyleşiler de işaret dili çevirmeni eşliğinde gerçekleştiriliyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde Puruli Kültür Sanat tarafından gerçekleştirilen Ankara Engelsiz Filmler Festivali’nin ana sponsorluğunu bu sene Halkbank üstleniyor. Anadolu Jet ve Peugeot ise Festival’e ulaşım sponsoru olarak destek veriyorlar.

Herkes İçin Sinema
Ankara Engelsiz Filmler Festivali geçen sene olduğu gibi bu sene de Türkiye ve dünya sinemasının en iyi örneklerini ağırlayacak. Festival, uzun, kısa ve belgesel film gösterimlerinin yanı sıra film sonrası söyleşiler, çocuklar için atölye çalışmaları gibi yan etkinliklere de ev
Festivalde filmler Engelsiz Yarışma, Türkiye Sineması, Dünyadan, Uzun Lafın Kısası, Çocuklar İçin, Engel Tanımayan Filmler ve Sinema Tarihinden başlıkları altında sinemaseverlerle buluşacak.

Engelsiz Yarışma
Festival kapsamında ilk kez geçen sene düzenlenen Engelsiz Yarışma, Türkiye’de bir ilke imza atmış ve engelli seyircilerin güncel Türkiye sinemasını takip etmelerine olanak sağlamıştı. Engelsiz Yarışma bu sene de engeli olan seyircilere bir film festivalinde yarışma takip etmenin heyecanını tattıracak. Son dönem Türkiye sinemasının en iyi örneklerinin Seyirci Özel Ödülü, En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülleri için yarışacağı Engelsiz Yarışma’da yurtiçi ve yurtdışında pek çok film festivalinden ödüllerle dönmüş filmler yer alacak. Ayrıca seyirciler, yarışmada yer alan filmleri oylayarak Seyirci Özel Ödülü’nü belirleyecek, gösterimler sonrası gerçekleşecek söyleşilerle filmlerin yönetmen, oyuncu ve film ekipleriyle tanışma fırsatı bulacaklar.

Tournage 8 d'Acim Vasic. Mars 2009. Suisse

8

 

Acemi Gladyatör (4)

Acemi Gladyatör

 

Benim Dünyam (8)

Benim Dünyam

 

Bir Hayalimiz Vardı (6)

Bir Hayalimiz Vardı

 

Büyük Umutlar  (2)

Büyük Umutlar

 

SONY DSC

CameraObscura

 

Eve Dönüş Sarıkamış 1915 (1)

Eve Dönüş
Sarıkamış

 

Gözümün Nuru (6)

Gözümün Nuru

 

Hababam Sınıfı (2)

Hababam Sınıfı

 

Hunger (2)

Açlık

 

İntihar Dükkanı  (5)

İntihar Dükkanı

 

Karnaval (1)

Karnaval

 

Kusursuzlar (3)

Kusursuzlar

 

Out of Sight (15)

Out of Sight

 

Ozur Dilerim (1)

Özür Dilerim

 

Sen Aydınlatırsın Geceyi

Sen Aydınlatırsın Geceyi

 

Şarkı Söyleyen Kadınlar (4)

Şarkı Söyleyen Kadınlar

 

Tamam mıyız (4)

Tamam mıyız?

 

Tepedeki Ev (3)

Tepedeki Ev

 

Yozgat Blues (2)

Yozgat Blues

Rio 2 Yapım aşamaları

Rio_02

Ülkemizde 11 Nisan Cuma günü gösterime girecek olan Rio 2 filminin yapım aşamaları yayınlanmaya başlandı. Departman süpervizörleri, filmde yaşadıkları zorlukları ve işlerini anlatıyorlar.
Art Directing – Tom Cardone & Sculpting – Vicki Saulls

 

Lighting – Jeeyun Sung Chisholm

 

Rigging – Sabine Heller

Animation – Melvin Tan

Directing – Carlos Saldanha