disney

Animasyonun 12 İlkesi -Alan Becker-

frankandollie

1935 yılıydı ve Walt Disney Stüdyolarında asistan animatörler olarak çalışmaya başlayan Frank Thomas ve Ollie Johnston ikilisinden Ollie, hala eski işi spor illüstratörlüğüne dönmek konusunda kararsızlıklar yaşıyordu. Ta ki, stüdyonun deneyimli baş animatörü Freddy Moore’un yanına çırak olarak verilene kadar. Ollie bir kaç hafta geçmeden, bu yeni sanat dalıyla neler yaratabileceğinin büyüsüyle 43 yıllık bir kariyere başlamıştı bile. Ve onu asıl heyecanlandıranın “yüyüyen, koşan, hisleri ve düşünceleri olan, inandırıcı karakterler yaratma imkanı” olduğunu da her fırsatta dile getirirdi.

İkili 1981 yılında emekli olup, beş yıldır üzerinde çalıştıkları kitapları “The Illusion of Life”yi yayımladıklarında animasyon dünyasının seyrini değiştirdiler.

Book_the_illusion_of_life

Günümüzde “Animasyonun İncili” sayılan bu kitap, gerçekçi ve etkili bir animasyon yaratmak için gerekenleri 12 kuralla sınırlamış ve bunlara “Animasyonun 12 İlkesi” adını vermişti.

Bu ilkeler yıllar içinde, internet dahil bir çok kaynakta tekrar tekrar anlatılmaya çalışılsa da, “Animator vs Animation” filmlerinin yaratıcısı Alan Becker‘in video serisi kadar yalın ve işlevsel derlenememişti.

Animasyon Gastesi olarak, bu müthiş derlemeyi yaratıcısı Alan Becker ile ortak çalışarak Türkçeye çevirdik.

Animasyona meraklı tüm okuyucularımızın faydalanması dileğiyle iyi seyirler diyoruz

(Not: videoların sağ altındaki “cc” butonuna basarak alt yazıyı açmanız,  Untitled-4

sonra da çark işaretine tıklayıp, Subtitles/CC menüsünden “Turkish”i seçmeni gerekiyor.)

Untitled-3

 

Animasyonun 12 İlkesi:

1. Sıkışma ve Sünme
2. Geri çekme
3. Yerleştirme
4. Bodozlama ve Uçtan Uca
5. Sürme
6. Yavaşla ve Yavaştan
7. Yaylar
8. Ek Hareket
9. Zamanlama
10. Abartı
11. Sağlam Çizim
12. Albeni

 

Alan Becker Youtube

Alan Becker Patreon

 

Çeviri: Cenk Köksal

Yardımlarından dolayı Rıdvan Çevik‘e teşekkürler

Pixar’dan “The Good Dinosaur”

THE GOOD DINOSAUR

Disney ve Pixar’ın yeni filmi “The Good Dinosaur”un ikinci fragmanı yayımlandı. Dinozor neslini yok eden o meteor dünyaya çarpmasaydı ne olurdu fantazisi üzerine kurulmuş olan filmde, Arlo adında Apatosaurus türü bir dinozor ile bir insan çocuğun arkadaşlığı anlatılıyor. Filmin 25 Kasım 2015’te gösterime girmesi planlanıyor.

 

 

İzlenmesi Gereken 10 Kısa Animasyon

Görülmesi Gereken 10 Kısa Animasyon

1. Paperman

2013 En iyi kısa animasyon oscar’ı alan paperman, eğlenceli bir aşk hikayesini anlatıyor.

2. Zero

Christopher Kazelos tarafından yönetmenliği yapılan film günümüzde de her alanda yaşadığımız ayrımcılık hakkında. Film bir çok ödülünde sahibi.

3. Alma

2007 yapımı olan bu kısa animasyon, küçük karakterimizin sokaktan geçerken bir oyuncakçının camından içeri bakması ile başlar. Oldukça güzel bir yapım. Ayrıca “Alma” kelimesi İspanyolca “Ruh” demektir.

4. French Roast

Çok zengin bir işadamı içtiği kahveyi ödemek için cüzdanını arar fakat bulamaz evde unutmuştur, fakat içtiği kahveyi ödemek zorundadır bunun için bir çok şey dener. Sosyal içerikli bir film olan “French Roast” aynı zamanda 2009 Oscar adayı bir kısa animasyondur.

5. Geri’s Game

Pixar yapımı olan “Geri’s Game” 1997 en iyi kısa animasyon oscarını kazanmıştır. Film yaşlı Geri’nin parkta kendisi ile santranç oynamasını konu almıştır. Oldukça kaliteli bir yapımdır.

6. Kiwi

Film minik bir kiwi kuşunun hikayesini konu alıyor. Minik karaktermizin tek amacı uçmanın nasıl bir his olduğunun anlamak, çünkü kendi türü uçamayan bir kuş türüdür.

7. Day and Night

daynightbig

Pixar yapımı olan kısa animasyon gece ve gündüzü yaşayan iki kişi, birbirlerini kıskanmalarından dolayı rolleri değişirler ve aralarında eğlenceli bir arkadaşlık başlar.

8. Partly Cloudy

Çocukların nereden geldiğini hepimiz biliyoruz. Pixar ise bize bunu çok eğlenceli bir dille anlatmaya çalışmış.

9. Lifted – Pixar

İki sevimli uzaylının uyuyan masum köylüyü kaçırma çabaları, oldukça eğlenceli bir animasyon.

10. Oktapodi

2007 Fransız yapımı olan animasyon birbirlerine aşık iki ahtapotun hikayesini konu almıştır.

11. Alarm

Koreli animasyon ekibi “Mesai” tarafından yapılan kısa animasyon isminden de anlaşılacağı gibi çalar saatler üzerine kahramanımız biraz abartıp bir sürü saat kuruyor.

Disney’den Yeni Bir Film: Big Hero 6

Yönetmenliğini Don Hall ve Chris Williams’ın yaptığı Big Hero 6’in vizyon tarihi Ocak 2015.

Karlar Ülkesi’nden Rekor

Karlar Ülkesi’nden Rekor

İki Oscar Ödüllü film, tüm zamanların en çok izlenen ikinci animasyonu oldu.

Walt Disney Animasyon stüdyolarının 53. filmi olan “Karlar Ülkesi” ‘En iyi Animasyon’ da dahil olmak üzere iki dalda Oscar ödülüne layık görüldüğü gün dünya genelinde 1 Milyar dolar hasılata ulaştı.

“Karlar Ülkesi” Amerika’da elde ettiği 388.8 milyon dolar ve uluslararası pazarda elde ettiği 611.5 milyon dolar hasılat ile, dünya genelinde tüm zamanların en büyük ikinci animasyonu olurken toplamda 1 milyar dolardan fazla kazanç elde etti. Böylece, Walt Disney Stüdyolarının 1 Milyar doların üzerinde hasılata ulaşa yedinci filmi oldu.

Walt Disney Stüdyoları başkanı Alan Horn konuyla ilgili; “Karlar Ülkesi” ile gerçekten özel birşey yaptığımızı biliyorduk. Film, sinemaseverler ve hayranlarla hayal edemeyeceğimiz bir bağ kurdu. Animasyonlar şirketimizin en değerli parçasıdır ve bu vizyon, adanmışlık ve yetenekli film yapım ekibimiz sayesinde, Walt Disney Animasyon her dönemde yükseliyor olacaktır.” dedi.

Uluslarası seyirciden ve eleştirmenlerden övgü alan “Karlar Ülkesi” aynı zamanda, ‘En İyi Animasyon’ ve ‘En İyi Şarkı’ (Let It Go) dallarında iki Oscar ödülünün de sahibi. Böylece, Walt Disney Animasyon Stüdyoları 13 yıllık tarihinde ilk kez uzun metraj bir animasyonla Oscar almış oldu. Chris Buck ve Jennifer Lee tarafından yönetilen, yapımcılığını Peter Del Vecho’un üstlendiği film, Altın Küre, BAFTA, Critics’ Choice, Producers Guild of America ödülleriyle birlikte 5 Annie ödülünün ve 4 Visual Effects Society Ödülünün de sahibi oldu.

“Karlar Ülkesi” 27 Kasım 2013’de Disney’in Los Angeles’taki El Capitan Tiyatrosunda gerçekleşen 5 günlük özel gösterimle vizyona girdi. Şükran Günü’nde, tüm dünyada vizyona ilk sıradadan giren “Karlar Ülkesi” ilk 5 günde 93.6 Milyon dolar, haftasonu ise 67.4 Milyon dolar hasılat elde ederek, Walt Disney Animasyon Stüdyolarının en büyük film açılışına imza attı. “Karlar Ülkesi”, vizyondaki ikinci haftasında da ilk sıradaki yerini korudu ve 6. haftaya kadar listedeki üst sıralarda yer aldı. “Karlar Ülkesi” 14 hafta boyunca box-office listelerindeki 10 film arasında üst sıralardaki yerini korurken, Walt Disney Stüdyolarının Rusya, Çin, Brezilya, İngiltere, İrlanda, Avustralya, Meksika, Arjantin ve Latin Amerika’da vizyona giren en yüksek hasılata sahip yapımı oldu.

Elde ettiği uluslararası başarıların yanı sıra ülkemizde ise Disney’in tüm zamanların en iyi açılışını yapan ve en yüksek hasılat elde eden animasyon filmi ünvanının sahibi oldu.

Tony ödüllü Robert Lopez ve Kristen Anderson-Lopez’e ait olan orjinal şarkı ve Christophe Beck’e ait olan Karlar Ülkesi’nin müziklerinin yer aldığı film müziği albümü Platinum plak aldı ve 1998’den beri Billboard listesine 200 albüm arasında 1 numaraya oturan ilk film müziği albümü oldu. Ocak ayı başlarında listelerin ilk 5’inde yer aldı ve diğer 8 hafta boyunca da listenin 2. sırasındaki yerini korudu.

Filmde, Elsa karakteri tarafından söylenen, Tony ödüllü Idina Menzel’e ait olan Oscar ödüllü “Let It Go” şarkısı, Amerika da dahil olmak üzere 31 ülkede iTunes listelerine girdi ve son haftasında Billboard’un 18. sırasında yer alarak Platinum plak aldı.

kaynak: http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/928748-karlar-ulkesi-rekor-kirdi – HABERTURK

Disney-Frozen

Cesur(Brave) imaj mi Hikaye mi?

Yazan: Nefise Abalı

“Cesur” (Brave): İmaj mı, Hikâye mi?

“Cesur” çok sevildi ve 2013 yılının En İyi Animasyonu Oscar’ını da aldı. Açıkçası Oscar’ı “Cesur”un alması içime sinmedi. Çünkü 2013 yılı için aday gösterilen diğer üç filmin “Cesur”dan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri “ParaNorman”. “Korsanlar” (The Pirates! Band of Misfits) ve Oyunbozan Ralph” (Wreck-It Ralph) de onun peşinden geliyor. Ki aday olamayan “Efsane Beşli” (Rise of the Guardians) ve “Hotel Transylvania” da bu yılın iyi filmlerinden birkaçı.
Peki “Cesur” iyi bir film değil miydi? Elbette, yılın iyi filmleri arasında onu da sayardım mutlaka. Ama en iyisi olmadığının altını çizerdim. Filmler genel olarak iki açıdan değerlendiriliyor. Biri görsellik, diğeri hikâye… Ancak söz konusu animasyon olunca kullanılan tekniklere, animasyon kalitesine ve konsept tasarımlara, dolayısıyla görselliğe daha çok önem veriliyor. Örneğin, stop-motion tekniğiyle çekilen “ParaNorman” filmi, sırf bu işin zorluğu açısından bile takdiri hak edebiliyor.
“Cesur”u görsel açıdan ele alacak olursam Walt Disney ve Pixar animasyon stüdyolarının animasyon anlayışını yansıttığını söyleyebilirim. Bilindiği üzere “Cesur”, Disney ve Pixar’ın birleştikten sonra yaptıkları ilk prenses masalı. Disney’in prensesler serisine eklemlenen prenses Merida karakteri, Pixar’ın üç boyutlu animasyondaki başarısıyla birleştiğinde ortaya güzel bir animasyon çıkıyor. Ancak şunu da söylemek gerekir ki Pixar’ın ve Disney’in daha önce yaptığı başarılı animasyonlarının [Wall-e, Oyuncak Hikâyesi (Toy Story), The Lion King (Aslan Kral)] yanında “Cesur”, biraz sönük kalıyor.
“Cesur”un başkahramanın kadın olması Pixar için Tangled’tan sonra önemli bir adım. Tabii Tangled’taki ve Disney’in prensesler serisindeki çıtkırıldımlıkla birleşen güzellik Merida’da yok, ama hikâyenin sonunda o da diğer prenseslerden pek de farklı olmadığını kanıtlıyor. Öyle ki sürekli başkaldıran ve prenses imajına bürünmek istemeyen Merida, sonunda uysal bir kız olup annesinin kıymetini anlıyor.
Bilindiği üzere Merida karakterinin görselleri, film daha gösterime girmeden izleyiciyle paylaşılmıştı. Ok atan Merida, dağınık ve kızıl saçları dolayısıyla savaşçı bir imaj çiziyordu. Ancak filmin tamamı izlendiğinde bu imajdan eser kalmadığı anlaşılıyor. Filmin ana konusu anne ve kızın arasındaki çatışma gibi görünse de filmin sonunda dış sesin söylediği “Kader içimizdedir, onu değiştirmek elimizde” sözleri bunun tersini göstermektedir. Bu noktada Cesur’un hikâyesinin sağlam bir temele oturtulmadığını söylemek mümkün. Film hangi Merida’nın hikâyesini anlatıyor? Annesine başkaldıran, kaderini değiştirmek isteyen özgür Merida’nın mı, yoksa annesine başkaldırdığı için pişman olan ve ağlayan Merida’nın mı?
“Cesur” filminin belki de en önemli noktalarından biri olayları kadın bakış açısıyla ele almaya çalışması. Kraliçe Elinor, kızını toplumsal cinsiyet rollerine uygun bir şekilde yetiştirmeye çalışırken Merida bu rolleri reddetmektedir. Babası her ne kadar egemen düzeni temsil ediyor görünse de bu sadece fiziki olarak öyledir. Asıl kocasını ve krallığı yöneten Kraliçe Elinor’dur. Yani aslında anne de erkek egemenliği altındaki geleneksel kadın imajından oldukça farklıdır. Burada şu soruyu sormak mümkün. Peki geleneksel olmayan bu anne, neden kızını toplumsal cinsiyet rollerine uyması için zorlar? Sanırım burada kadınlık duygusundan çok, annelik duygusu ön planda. Filmin sonuna gelindiğinde ise anne, artık Merida’nın bir kadın olduğunu kabulleniyor görünüyor. Feminist açıdan değerlendirildiğinde bu durum olumlu olarak yorumlanabilir. Ancak Merida, filmin sonunda annesine kavuşmanın verdiği mutlulukla evine dönüyor. Çünkü özgür Merida’nın gidebileceği başka hiçbir yer yok.
Birçok eleştirmenin dediği gibi “Cesur”, cesur ve özgürlüğüne düşkün bir kadının hikâyesini anlatarak feminist söyleme katkıda bulunmuyor. Aksine “annenin sözünü dinle, dinlemezsen işte başına bunlar gelir” mesajını ileterek aile kavramını, anneliğin önemini, söz dinleyen kızların belaya bulaşmayıp mutlu olacağını vurguluyor. Ki bunu yaparken kurguda ipin ucunu kaçırıyor. Önce Merida’nın farklı bir kadın oluşu, özgürlüğüne düşkünlüğü ve âsiliği vurgulanıp izleyicide Merida’nın kahraman olacağı ya da her şeyi bırakıp gideceğiyle ilgili bir beklenti oluşturuluyor. Ama filmin sonlarına doğru hikâyenin ekseni kayıyor ve Merida kendinden beklenmeyecek bir zavallılığın içine düşüyor. “Gördünüz mü, sen o kadar ben özgürüm, istediğimi yaparım de, bak başına ne geldi?” der gibi sahneler yaşanıyor. Bence kurgunun bu şekilde kaymasının gözden kaçırılmaması gerekirdi.
Bu eleştirilerimi okuduktan sonra, bir de bu gözle filmi izlemenizi istiyorum. Bir filmin sadece görsellikten ibaret olmadığı, hikâye kurgusunun bir filmin iskeleti olduğu unutulmamalı. Karakterin imajı, diğer prenseslerden farklı da olsa… “İmaj hiçbir şey, hikâye her şey”!

LucasArts Kapanıyor!

Disney “LucasArts” stüdyolarını resmen kapattığını açıkladı.
3 Mart günü yapılan resmi açıklamada Lucas Film yöneticileri şunları yazdı: “Oyun pazarındaki yerimizi değerlendirdikten sonra, şirketi içeride üretim yapan bir yapıdan lisans modeli bir yapıya geçirmeye, kaliteli Star Wars oyunlarını sunmaya devam ederken şirket riskini küçültmeye karar verdik. Bu kararın sonucu olarak organizasyon içinde işten çıkarmalarımız olacak. Üretim ve geliştirmede katkısı bulunan yetenekli ekiplerimize inanılmaz derecede minnettarız.”

1982 yılında George Lucas tarafından kurulan ve yaptığı işler Dünya’da çok geniş bir hayran kitlesi tarafından takip edilen LucasArts 2012 yılında Disney tarafından 4 milyar dolara satın alınmıştı. Alımın ardından Star Wars sagasına tam gaz devam edeceklerini açıklayan Disney, serinin yedinci filmi olacak olan “Star Wars: First Assault”ın çalışmalarına başlayarak SW hayranlarında yeni bir umut doğurmuştu. Ardından “Star Wars 1313” oyunu için yapılan teaser ile oyunseverlerin de “iyi ki satın almışlar” dediği Disney, dün kendi elleriyle bir çağın sonunu getirdi. Bu iki proje iptal edildi ve bundan sonra sadece oyun lisansları konusunda faliyetlerini sürdürecek olan şirket, üretilecek projeleri de harici stüdyolara yaptırarak sadece isim haklarını elinde tutacak.

Ayrıca, Dünya çapında 150 kişilik bir işten çıkarma yapması beklenen Disney, cg dünyasına vurulan darbelerin şu ana kadarki sonuncusunu gerçekleştirdi. “Neticede ticaret” denilerek meşrulaştırılan bir çok konuda olduğu gibi bunda da birileri daha çok kazandı, milyonların umutları yıkıldı, yüzlercesi işsiz bırakıldı, bir devir kapandı, ama yenisi açılmadı..

Güç onlarla oldu!